ışıklar bir başka dünyadanmışlar gibi pencerelerde
perdeler kapatmıştı mayıs yıldızlarını
şaşırmak birdenbire bir organdı bir yerlerimde
neremi nerelerde bilemiyordum
adım milyonlarca çoğalıyordu
sesimi koparamıyordum seslerden her günkü kapım gecelere açılmamıştı sanki
çocuklar radyolar oyuncaklar
birdenbire bir uzak yıldıza sanki karım mıydı, dolaşan bir çizgi miydi duvarlarda
ben miydim, suda halkalar mıydı kimin ülkesiydi bu akşam
Derim ki sana:
İyi oku yolunu, avucunun içi gibi bil! İyi belle yolunun engellerini! Dizlerini, ciğerlerini, yüreğini sıkı tut, iyi dengele! Ovada koşar gibi vurma kendini dik yokuşlara! Uçuruma atlar gibi bindirme kayalara! "Daha koş, daha koş!" diye alkış tutanlara kanıp da, kesilip kalma yarı yolda! Dipdiri varmalısın oraya! Varıp bir şeyler yapmalısın! Hız koşusu değildir bu, ey yolcu, engelli koşudur bu! Engelleri aşa aşa, gücünü koruya koruya varmalısın oraya! Çünkü oraya varmaktır amacın, koşmak değil!
Boşuna sevmedim nehirleri! Aktıkça büyümesi boşuna değil nehirlerin! Akan büyür, ey yolcu!