Dış belirtileri şunlardır: Vücut organlarında bitkinliğin görülmesi, boş boş bakma, iş yapmada tembellik, haysiyet ve şerefi bir yana bırakma, ihtiraslı bir kazanma arzusu ve ibadetten haz almanın kaybolması.
İç belirtilerine gelince, onlar da şunlardır:
Kalbin katılaşması, nefsin inatçılığı, hırsın bütün benliği sarsması, ibadet ve hayır işleri yapmaktan haz alışın kaybolması, yanı sıra da nefsin gelgeç isteklerinin ağır basması yüzünden hayırlı amelleri baltalayan her çeşit davranışın baş göstermesi ve insana ebedî yurdunu unutturacak daha pek çok şüpheli şeylerin sökün etmesi. Saymakla bitmeyecek daha nice şeyler...
Dindar birisi bana oğlunun ne kadar
zeki ve başarılı olduğunu, ödüller aldığını,
Amerika'nın ünlü şirketlerinden
teklifler aldığını söyleyerek uzun
uzun övündü.Sonra
şöyle dedi: 'Tek eksiği, hayatında
biraz gayr-ı İslamilik var."
Basit bir şeymiş gibi söylediği şey
bana bir fıkrayı hatırlattı:
Doktor ameliyattan çıkıp kapıda bekleyen hasta sahibine
"Babanız sapasağlam. Kalbi,
karaciğeri, böbrekleri, kemikleri,
gözleri, kulakları, bumu, derisi her
şeyi sapa sağlam. Tek eksiği nefes almıyor." Eğer kişi dünyevi başarılar
elde ettiği halde Müslümanlığını
koruyamamışsa o ölüdür. Ondan bir
fayda gelmez.
Muhammed Taki Osmani, Eşrefiyye
Sohbetleri (Fuat Abiden)
Şeyh Mekînüddin el-Esmer der ki:
"Tarikata girdiğim ilk sıralar terzilik yapar ve bütün gün ağzımdan çıkan sözleri sayardım. Akşamları günün (sözlerimin) hesabını çıkarır ve o zaman çok az konuştuğumu görürdüm . Söylediğim o sözlerde hayır bulursam Allah'a hamd ve şükür, hayır dışında bir şey bulursam da Allah'a tövbe eder ve bağışlanmayı dilerdim."