Ruhbilimcilerin dediğine bakılırsa hayatta öyle anlar vardır ki, günaha ya da toplumun günah saydığı şeylere duyulan tutku kişinin huyuna öyle el koyarki bedenin her lifi, beynin her hücresi sanki ürkünç itkilerle ayaklanır. Böyle zamanlarda kadınlar veri erkekler iradelerinin bağımsızlığını yitirirler. Kurgulu birer makine gibi kendilerini bekleyen sona ilerlerler. Seçme yeteneği ellerinden alınmıştır. Vicdan öldürülmüştür. Varsa da salt başkaldırıya çekicilik katmak, dik başlılığı sevimli göstermek için yaşamaktadır. Çünkü bütün günahların kaynağı, dinbilimcilerin bıkıp usanmadan söyledikleri gibi, büyük sözünden çıkmaktır.