Merve Yurdunkulu

Merve Yurdunkulu
@DuduKusuu
Esselâmü Aleyküm
Arch
Antalya, 22 Eylül
22 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Yüzyüzeyken konuşuruz... Her şarkınız mı güzel olur....
Müzik
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hayatında seni anlayan ve seven biri olmayınca insanlar sadece kalabalıktan ibaret gibi geliyor insana
1000Kitap
Vereceği iki lokmayı kapısının önündeki hayvandan, komşusundan, misafirinden sakınan insanları anlayamıyorum. Şu fani dünyada hiçbir şeyin sahibi biz değiliz ki... Kimin malını kimden sakınıyorsun ?
1000Kitap
Süper güçlü kadın modeli
Kadın olmanın “Süper GÜÇ” olmakla eş değer tutulduğu zamanlardan geçiyoruz. Kozmetik firmaları ve Kapitalizm el ele kadın üzerinden güç gösterisi yaparken buna kadını da dahil edince ortaya seyirlik ve gülmelik manzaralar çıkıyor. Batı’nın önümüze koyduğu “alın bunları okuyun biraz bizden edebiyat öğrenin hayvanlar” diye gözümüze gözümüze soktuğu dünya masalları ile başladı aslında bu süreç. Rapunzel’den Külkedisine, Pamuk Prenses’ten Uyuyan Güzel’e hayattaki tek gayesi zengin yakışıklı prens tavlamak olan kadın figürü modern zaman kadınlarının ayarları ile oynadı gibi. “İyi kadınların hepsi çok güzeldir eğer bir kadın çirkinse kesin kötü kalplidir” algısı masalar yolu ile çocuk yaştan itibaren empoze edilince, kadınlar iç çirkinliklerini badana yaparak kapatacaklarını zannettiler belki de… Yaşlanmış ve buruşmuş kadınların mutlaka kötülük yaptığı masallar “tonton nine” algılarımıza yapılmış en büyük tecavüzdü aslında. Sonra bu masallar ile büyüyen kız çocukları kendini prenses, erkeği de cüzdan olarak görmeye başlıyor. "Yeaw işte bunlar hep gapitalizmin oyunları" klişesine girmek istemiyorum ama yol başka yere çıkmıyor gibi... Bakmazsan baktırmaz felsefesi ile bakıyorum ben hayata. Kadınlar fıtratları gereği beğenilmeyi takdir edilmeyi seven canlılar. İltifat mı duymak istersin gerçekleri mi diye sorduğunuz her kadının bilinç altı iltifat duymak isterim şıkkını seçer. Bu zaaflarımızı bilen kozmetik firmaları da zaten bunu sonuna kadar kullanıyor. Reklamların “tüm bakışlar üzerinizde olacak!” sloganı ile lanse edilmesi tesadüf olamaz. Bugün dünyada sadece Loreal’in yıllık cirosu 100 milyar dolar. Bunun 12 milyar dolarını Türkiye’de kazanıyorlar. 8237382 faktörlü krem reklam yıldızı gibi kendini güzelleştiremeyince bunalıma giren kadınların imdadına bu defa ilaç
Felsefe
Öğretilmiş duyguların esiriyiz..
Çapa yaparken yanlışlıkla ikiye böldüğü solucanı, üstüne bastığı karıncayı, çayın içine düşüp haşlanan sineği koşa koşa veterinere götüren hayvan sever gördünüz mü? Ya da iğnesi kopan arılar, kovalanan kargalar için sokağa çıkıp pankart açanları? Kış günü soğukta üşüyen, yazın susayacak diye kampanya yaptığımız kedicikler için endişeliyiz de Serengeti çöllerinde sıcağın altında dili dışarıda kalmış aslanlar için neden bir şey yapmıyoruz, hatta yapma ihtiyacı bile hissetmiyoruz? Hamam böceklerinin tek kusuru, uğur böcekleri gibi kırmızı olmamaları mı? Çekirgeler böcek de; kelebekler değil mi? Bir ceylan bir sırtlana yem olunca içimiz parçalanıyor da neden fare yesin diye kedi besliyoruz? Ceylanlar can da; fareler patlıcan mı? Doktorluk prestijli meslek; ama kaporta tamirciliği utanılacak! Güzelsen tüm kapılar açılır; ama kiloluysan lokmaların sayılır. Paran varsa ağasın; yoksa kapıya bile köpek diye bağlanmazsın. Bu esaret bazen öyle boyutlara geliyor ki, birini Kürt diye aşağılarken diğerini İtalyan diye daha fazla seviyoruz. Norveçli gelip ev alsın diye dört gözle beklerken Suriyeli ev alsa bile defolup gitsin istiyoruz. Siyasi görüşüne göre biri İzmir’de sel olunca seviniyor diğeri Konya’da. Amerika’daki üç kişi ölse son dakika haberi geçiyoruz da Irak’ta onar onar ölenleri alt yazıya sığdırıyoruz. Çünkü insanoğlu olarak severken bile ikiyüzlü ve öğretilmiş duyguların esiriyiz. Yönlendirilmiş ve kodlanmış iki yüzlülüğümüzün şanlı tarihi öyle uzun ki şuraya sayfalarca örnek yazabilirim bunun ile alâkalı. Oysa sorsan “kimsenin lafı ile hareket etmem ben” ciyiz, “kimseye eyvallahım yok abicim” ciyiz. Başka insanları anlamayı geçtim kendi halimizden bile haberimiz yok. Sandalyeyi çekip kendimizi de karşımıza alıp “ya derdin ne senin” diye dinleyebilsek
Felsefe