Sayfa 27 ve 28'de anlatılan iki olay hakkında birkaç yorumum olacak.
Hatırlatmak amaçlı olaydan bahsedeyim. Zehra Hanım'ın yaşadığı kasabada bir hırsızlık olayı oluyor. Kızın ailesi fakir ve ailesine biraz yardım edebilmek için hırsızlar ile anlaşmış. Hırsızlara gözcülük yapacak ve hırsızlardan para alacak ama polise yakalanıyor. Sorguda polislere hırsızların kim olduğuna dair hiçbir şey söylemiyor. Zehra Hanım bu olay karşısında kızın okuldan atılması kararını veriyor.
Tevfik Bey (Maarif müdürü) ise bu durumu öğrendikten sonra Zehra Hanım'a bir hikaye anlatıyor. Hikaye şu şekilde:
Ülkemiz ve başka bir devlet savaşta, bir şekilde zengin bir ailenin küçük kızı düşman askerlerinin eline düşüyor. Lakin küçük kızımız tıpkı ilk hikayedeki kız gibi sorguda hiçbir şey söylemiyor.
Tevfik Bey'in dediğine göre 2. hikayedeki kıza nişan madalyası verilmesi gerekirken neden 1. hikayedeki kız cezalandırılıyor?
Tevfik Bey hatalıdır efenim. Sebebi ilk kızın fakir olup ikinci kızın zengin olması değildir. Sebep Tevfik Bey'in safsata yapmasıdır. Şu şekilde açıklayayım.
Safsatamızın adı "False Analogy Fallacy" yani "Yanlış Benzetme Safsatası" (yanılıyorsam düzeltiniz) Tevfik Bey'in örneğinde sorguya çeken düşman idi. Hırsızlara gözcülük eden kızın olayında ise sorguya çeken polis, yani Tevfik Bey'in örneği ile paydaları eşitlersek; bizim ülkemiz bir düşman yakalamış ve sorguya çekiyor.
2 durumda da kızlar konuşmuyor. 2 olayı aynıymış gibi gösteren de burasıdır. Lakin Tevfik Bey hikayesinde ülkemizi satmayan kıza ödül verilmesini beklenirken; hırsız gözcüsü kızın olayında düşman ülkenin vatandaşı olan kıza, düşman ülkeyi satmadığı için ödül verilmesi beklenmektedir.
Tevfik Bey'in argümanını çürüttüğümüze göre direkt olarak hırsız gözcüsü kızın olayına Zehra Hanım'ın verdiği tepkiye