Bir erkeğin, kültürce kendisine denk, üstelik konuşmaya, düşüncelerini anlatmaya susamış bir kadını uzun süre kaldıramayacağı, o dönemde henüz keşfedilmemiş bir gerçekti.
Değil mi ki cumartesiler, bedenin derininde uyuklayan bir takım adsız duyguları yüzeye zorlamada, adlandırmada bire birdir. Düzenin hafta boyunca aksamayan uyuşuk akışı birden bire kesintiye uğrar. Trenin tekdüze sallantısı duruverir. Bir istasyonluk -iki günlük- bir mola.
“Yıllar geçtikçe, ansızın öfkeye kapılıp ansızın durulan kocasına ilişkin ruhsal çözümlemeleri –küçük yaşta annesiz kalması, yaşlı bir babanın oğlu olması, ilk gençlik yıllarını aile ortamından yoksun geçirmesi– boşluktaydı artık. Ne aşkla, ne bağlılıkla mutlu edebilirdi bu kişiliği.”