Duygu ortaç

Duygu ortaç
@Duygu_math
Ve son...
Sürekli mutluluk içindeki acısız hayat artık insan hayatı olmaya­caktır. Olumsuzluğun peşine düşen ve onu dışarı atan hayat ken­dini geçersiz kılar. Ölüm ve acı birbirine aittir. Acıda ölüm önce­den hissedilir. Acıyı yok etmek isteyen ölümü de ortadan kaldır­mak zorundadır. Ama ölüm ve acısı olmayan hayat insani bir ha­yat değil ölmemişlik hayatıdır. İnsan hayatta kalmak uğruna ken­dini ortadan kaldırır. Muhtemelen ölümsüzlüğe de erişecektir ama hayatı pahasına.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Acı bağdır. Acı verici durumları bütünüyle reddeden biri bağ kurma yetisinden yoksundur. Günümüzde acı verebilecek yoğun bağlardan kaçınılır. Her şey palyatif bir rahatlık alanında ger­ çekleşir. Aşka Övgü adlı kitabında Alain Badiou intemetteki bir eş bulma sayfasının reklamına işaret eder: "Acı çekmeden aşık olmak çok kolay!"Acı olarak öteki ortadan kaybolur. Ötekini bir seks nesnesi olarak şeyleştiren tüketim niteliğindeki aşk acı vermez. Ötekini arzulamak olarak Eros'un karşıtıdır.
Yüzleşme:)
Viktor von Weizsacker iyileştirmenin kadim sahnesini şöyle be­timler: "Küçük abla erkek kardeşinin acı çektiğini gördüğünde bilgisi olmaksızın bir çare bulur: eli sevecen bir şekilde yolunu bulacak, kardeşinin ağrıyan yerine dokunup okşayacaktır - böy­lelikle küçük yardımsever ilk doktor haline gelir. Kadim bir etki­ nin ön bilgisi içinde bilinçdışı olarak çalışır ve ablanın isteğini eline, elini de etkili dokunuşa yönlendirir. Küçük kardeşinin is­tediği de budur, el ona iyi gelir. Kendisiyle acısı arasına ablasının temasının hissi girer ve acı bu yeni duyum karşısında kendini geri çeker."Bugün iyileştirmenin bu kadim sahnesinden gide­ rek uzaklaşıyoruz. İyileştirici bakımın dokunulma ve hitap edil­me duyumu olarak yaşanması giderek daha seyrek bir hale geli­yor.Yalnızlık ve yalıtılmışlığın giderek arttığı bir toplumda yaşı­ yoruz. Narsisizm ve egoizm bunu daha da vahimleştiriyor. Artan rekabet, azalan dayanışma ve empati de insanları yalnızlaştırıyor. Yalnızlık, yakınlık duygusunun yaşanamaması acıyı güçlendirici bir etki gösterir. Kronik ağrılar belki de tıpkı çizikler gibi bede­nin ilgi ve yakınlık hatta sevgi isteyen çığlıkları, günümüzde te­masın seyrek hale geldiğine işaret eden etkileyici ipuçlarıdır. Gö­rülen o ki ötekinin iyileştirici elinin eksikliğini duyuyoruz.
Acı çekerek O na yaklaşıyoruz;,) bu acı verici
Freud 'a göre acı kişinin öyküsünde bir engellenmeye işaret eder. Bu engellenme yüzünden kişi öyküsünü sürdüremez. Psişik kay­naklı acılar üzeri örtülmüş, bastırılmış sözlerin ifadesidir. Söz şeyleşmiştir. Tedavi kişiyi bu konuşma engelinden kurtarmayı, öyküsünü tekrar akıcı hale getirmeyi amaçlar. Mösyö Teste'in acısı bir "şey"dir, "dehşetli bir şey". Hiçbir anlatıya uymaz. Geç­mişi ve geleceği olmaksızın bedenin dilsiz şimdiki zamanında bekler durur: "Acı aniden ortaya çıktığında geçmişi aydınlatmaz: sadece o an mevcut beden bölgelerine ışık tutar. Yerel bir yankı yaratır [. . .] . Böylece bilinci kısa, gelecek ufku elinden alınmış, sıkıca sarılmış bir ana indirger [ . . . ] . Tarihin her türünden en uzak olduğumuz noktadır burası[. . .] ."
Beni bu bölüm bitirdi
Günümüzde ölmek insanlara özellikle zor gelir, çünkü hayatı anlamlı bir şekilde bitirmek artık mümkün değildir. Olma­dık bir zamanda sona erer. Uygun zamanda ölemeyen, zamansız ölmek zorundadır. Yaşlı olamadan yaşlanırız.
Alıntı