Sen ve ben olarak degil biz olarak başlamak istiyorum söze...
Başka Dünyaların ortak duygularını yaşıyan iki yabancıydık önce sonra bir an keşişi verdi yolumuz yalancı bir diyarın gerçeği olacağımızı bilmiyorduk henüz bu diyarın riyakarligini bilen ben nasıl olmuşta tutunu vermiştim o merhabaya tutundum iste ...
Sormadan sorgulamadan öylesine kendi savaşımdaydim ki kendimi yontma hesaplaşma evresinde hemde neyin gerçek neyin yalan olduğunu ve benim bu süreçte nerede durmam gerektiğinin iç muhasebesindeyken birden bir nameyle kulaklarima deydi sesin yumuşak ve ahenkli o ses alt katmanların daki cigligida tasida bana böyle ahenkli bir seste bu kadar bağır çağır hasreti acıyı nasıl taşıya bilir diye düşündüm bunu anlaya bilmek için eğilmeliydim ona bakmalıydım gormeliydim en şeffaf halimle hem onu gormeliydim hem kendi yansimalarimi göstermeliydim
Bak demeliydim gözlerimin ıcine bak sözlerimin ıcine bak duy sesimi duy yankılarımı nasıl kelimeleri cogalttigimi bak ve gör birlikte nasıl cogaldigimizi. O adam küçük adam yaraları taze adam göremedi önce kendi benligindeki çıkmazlar onun gönül gözüne perde indirmişti gerçek le gerceklik arasın da debelenip duruyordu bilgiyi kuşanmış fakat sevgiyi kuşanamamıştı sevmekle sevmeyi istemek sevilmeyi istemek arasın da tutsak kalmıştı. Öyle çok bağırdım öyle çok haykırdım ki duy duy ve gör gel burası özgürlük alanı burası herşeyden soyutlanma alanı burada en ufak bir riyaya yer yok çünkü şeffaf edilgen burası kaldırmaz hemen dışlar insanı...ey musa ayakkabılarını çıkarda gel diyenin çağırdığı yer burası insanın gönül denen mabedine kirlenmiş hiç bir şeyle girilmez ...bende seslendim küçük adama çıkar pabuçlarını gel ...ona musa olup gördüğü ateşe revan olmak düştü tırmanmak ter dökmek çamura
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yük olur muyum diye düşündüğün yere ait değilsin. Kendini kısıtlamak zorunda hissettiğin yere ait değilsin. Anlatamadığın yere ait değilsin. Anlaşılmadığın yere ait değilsin. Kendini kendin gibi hissetmediğin hiçbir yere ait değilsin. Gurbetin de esaretin de bu yüzden.