Ranzanın bir ucuna Meursault'yu oturttum, onun yanına, aralarında Fransızca konuşsunlar diye Jean Valjean'ı yerleştirdim. Biraz ötede Katyuşa ile Raskolnikov fısıl fısıl Rusça konuşuyorlardı, herhalde Nehludov'un ziyaretinden söz ediyorlardı. Keşanlı Ali duvarın dibine ilişmişti, Dr. B ise zihninden satranç oynuyordu.
Hemen hemen hepsi edebiyat yapıtı olan bu kitaplar, ayrı ayrı odalara, temalarına göre yerleştirilmişti. Her birinin girişinde temayı belirten, mimari kalemle yazdığım güzel bir kart asılıydı. Mesela:
Intikam Odası
Kıskançlık Odası
Aşk Odası
Cinsellik Odası
Savaş Odası
Intihar Odası
Şimdi onları bekliyorum. Kısa bir süre sonra beni almaya gelecekler. Yarın sabah artık burada olmayacağım. Kimsenin bilmediği bir yerde olacağım. İster kral olsun, ister prens, isterse hükümdar olsun dünyada kimsenin bilmediği o yere, o bilinmeyen hedefe yapacağım yolculuk bana gurur veriyor. Bütün yaşamım boyunca bana gurur verecek, beni krallardan, prenslerden, hükümdarlardan bile üstün kılacak bir şey aradım. Ne zaman elime bir gazete alıp onlardan birinin resmine rastlasam, yüzlerine tükürü-yordum.
Para utanılacak, saklanması gereken bir şeydi; benim için haram olduğu halde başkalarının kullanabileceği, yalnızca onlar için yasal olan bir günah nesnesiydi sanki.