- İnsanların suçu sevdıgı anlar olur bazen, dedi.
- Değil mi ya? Düşündüğümü söylediniz siz; severler,
hem "anlar" falan değil, daima, herkes sever. Biliyor musunuz, bu konuda vaktiyle yalan söylemek âdet olmuş; herkes ozamandan beri yalan söyleyip duruyor. Hepsi kötülükten güya nefret ediyor, aslında içlerinden seviyorlar.
- Bir dakika! dedi. Baylar, hepimiz zalim, hepimiz canavarız; hepimiz insanlara, analara, memedeki çocuklara bile gözyaşı döktürürüz. Ama şimdi, şuracıkta kararlaştıralım ki, gene de benden daha aşağılık bır yaratık yok! Olsun. Om-rüm boyunca her gün, göğsümü yumruklayarak düzelmeye söz veriyor, her gün de ayıı kötülükleri tekrarlıyordum. Artık anladım ki, benim gibilere bir darbe, kement gibi boyuna geçiveren, gücüyle bizi yenen tepeden inme bir felek sillesi gerek. Benim kendiliğimden kalkınacağım yoktu.
— Öyleyse yol vermek nedir bilirsin. Arabacıyım diye, yollar benim, önüme geleni ezip çıgnerım mi dersin! Yağma mı var, çiğnemeden geçeceksin, insanları çiğnemeye, başkasının hayatını söndürmeye hakkın yok; bunu yaptınsa cezalandır kendini... Birisinin hayatını zehirledinse, mahvettinse, cezalandır kendini!
Her şeyi Yahudilerin eline bırakacak değiliz ya! Binalar yaptırıp şirketler kurarsınız. Yardım ettiğinız yoksullar sizi dualarında anarlar. Çağımız, demiryolu çağı Dmitri Fyodoroviç. Ünlü olacaksınız, sıkıntı çeken Maliye Bakanlığımızın size ihtiyacı olacak….