Bazı romanlar edebi diliyle, bazıları karakter derinliğiyle, bazıları da sürükleyici hikâyesiyle öne çıkar. Bu kitap benim için üçüncü grupta yer aldı.
Öncelikle şunu söylemeliyim ki romanı okurken zaman zaman zorlandım. Çok fazla karakterin olması, özellikle isimlerin birbirine benzemesi nedeniyle bazı bölümlerde kafa karışıklığı yaşadım. Üstelik yazarın döneme uygun olarak kullandığı eski kelimeler ve ifadeler de okumayı zaman zaman güçleştirdi. Kitabın sonundaki sözlük olmasa bazı bölümleri anlamakta daha çok zorlanacağımı düşünüyorum.
Buna rağmen romanın en güçlü tarafı hiç şüphesiz olay örgüsüydü. Hikâye sürekli hareket halinde ilerliyor; kovalamacalar, hesaplaşmalar, cinayetler, ihanetler ve beklenmedik gelişmeler okuma isteğini canlı tutuyor. Bu yönüyle kitap, edebi ağırlığıyla değil, anlattığı hikâyenin merak uyandırıcı yapısıyla beni sayfalar arasında tutmayı başardı.
Petri karakteri de ilgimi çeken bir kahraman oldu. Ne tamamen iyi ne de tamamen kötü biri. İntikam, aşk, sadakat ve öfke arasında sıkışmış bir insanın hikâyesini okuyoruz. Özellikle son bölümlerde onun kaderine doğru adım adım yürüyüşünü görmek romandaki trajik havayı daha da güçlendirdi.
Kitap bende unutulmaz bir etki bırakmadı ve hayatımın en sevdiğim romanları arasına girecek kadar güçlü bir bağ kuramadım. Hatta bazı bölümlerde sıkıldığımı da söyleyebilirim. Ancak yine de akıcı yapısı, canlı atmosferi ve dönemin Galata’sını başarılı şekilde yansıtması sayesinde keyifle okuduğum bir roman oldu.
Belki kusursuz değildi ama anlattığı hikâyeyle beni son sayfasına kadar götürmeyi başardı. Bazen bir romanın en büyük başarısı da budur.
Spencer gibi adamlar tarafından yönetilen bir yerde olmaktan korkuyordu; tehdit etmekten haz alan ve tehditlerinin insanlar üzerindeki etkisini görmekten hoşlanan bir adamın gözetiminde bulunmak istemezdi ama belki de siyah görevliler kendilerinden olanı korurlardı. Hem beyazlar kadar kötü olsalar da, Elwood başkalarının başını derde sokan uygunsuz davranışlardan uzak kalmayı bilmişti hep. Her zaman yaptığı şeyi yapması gerektiğini düşünüp kendini teselli etti; doğru davranacaktı.
Hayat hikâyeleri ne olursa olsun, Nickel’e gönderilmek için ne yapmış olurlarsa olsunlar, çocuklar aynı şekilde zincirlenmişti ve aynı istikamette gidiyorlardı.