Siz yazarsınız, demin söylediğiniz gibi sözcükleri iyi tanıyor olmalısınız, bu yüzden sıfatların hiçbir işimize yaramadığını bilirsiniz, mesela bir insan başkasını öldürürse, bunu basitçe, olduğu gibi bildirmek ve eylemin dehşetine güvenmek daha iyi olur, eylem kendi başına öylesine şoke edici bir korkunçluktadır ki bizim onun korkunç olduğunu söylememize gerek kalmaz. Çok fazla sözcüğümüz var demek istiyorsunuz, çok az duygumuz var demek istiyorum, ya da yeterince duygumuz var ama onları ifade eden sözcükleri kullanmaz olmuşuz, böylelikle de onları kaybetmişiz.
Rezillik basamaklarını aşağılanmaların en beterine ulaşana dek indik hepimiz, farklı bir şekilde olmakla birlikte burada da aynı şey başımıza gelebilir, orada hiç değilse bu rezil duruma dışarıdakiler yüzünden düşmüş olmak gibi bir bahanemiz vardı, şimdiyse yok, şimdi hepimiz eşitiz, hem iyinin karşısında hem kötünün, lütfen bana neyin iyi neyin kötü olduğunu sormayın, körlüğün bir istisna olduğu zamanlarda bir eyleme geçmek zorunda kaldığımız her defasında iyiyle kötüyü bilirdik, doğru ve yanlış bizim sadece başkalarıyla olan ilişkimizi anlamamızın farklı yollarıdır, kendimizle olan ilişkimizi değil, ona güven olmaz, bu ahlakçı konferanstan ötürü kusuruma bakmayın, siz herkesin kör olduğu bir dünyada görmenin ne demek olduğunu bilmiyorsunuz. bilemezsiniz, ben kraliçe değilim, hayır, ben dehşeti görmek için doğmuş bir kadınım yalnızca, siz dehşeti duyumsuyorsunuz, ben onu hem duyumsuyorum hem görüyorum ve burada bu söyleve son noktayı koyuyorum, haydi yemek yiyelim.