Odanın ortasında, bir kaide üzerinde altın bir kitap duruyordu. Kitabın kapağında parlayan bir mücevher vardı. İridya kitaba yaklaştı ve ona dokundu. Mücevher ışıldamaya başladı ve kitap açıldı
İridya, henüz yedi yaşında, çamura saplanmış bir kuzuyu kurtarmaya çalışıyordu. 'Bırak şunu, bataklık seni de yutar küçük kurt!' diye takılmıştı. İridya, çamur içindeki yüzünü ona çevirmiş, gözlerinde öfke ve kararlılık parlıyordu. 'Bırakamam! Ogan, o yalnız. Kimse yalnız bırakılmamalı!
Bakışımlar Salonu'nda, O'nun ile oynadığım o son oyun... Her şeyimi ortaya koydum. Ruhumu, anılarımı, en değerli keşfimi... karşılığında sadece bir şans, bir kez daha zar atma şansı. Kaybettim