Gök yüzülürken dökülen yıldızlar, vadinin dibindeki kara nehirde can çekişiyordu. Ogan, elindeki sönmek üzere olan meşaleyi uçuruma fırlattı. Işık aşağı düşerken sadece yalanları aydınlatmıştı; ama meşale söndüğü an, karanlığın içinden binlerce parlayan göz yükseldi. Işığın korkup kaçtığı o kuytularda, kadim bir lisan fısıldıyordu:
'Güneş yalan söyler yabancı; asıl renkler biz geceye dökülünce başlar...'
O an anladı ki; kurtuluş aydınlıkta değil, gölgelerin arasındaki o dürüst sızıdaydı.
Hiçbir haritada olmayan bir diyar düşün. Oraya girmek için bir heykelle konuşman, göle dalman ve tek gözlü bir devin sana 'Paralo'yu bul' demesi gerekir. Paralo mı?