Affetmek büyük erdemliktir diyorlar ya hani, hayır! Her hata için geçerli değildir çünkü bazı hataları affetmek en büyük hatadır. Erdemlik ile hatayı karıştırmamak gerekir çünkü ikisi çok farklıdır.
Farklı olmasının sebebi ise hataların hatadan hataya göre değişim göstermesidir. Aralarındaki farkı fark etmemiz gerekir.
Affetmek şans vermektir ama bazen affetmek hatalı olana şans vermek değil ipleri ellerine vermektir, ipleri ellerine vermenin anlamı ise:Bana hata yapmayı tekrarlasan da ben seni affetmeyi tekrarlamaktan vazgeçmeyeceğim demektir. Hatasını düşünmeye bile fırsat bırakmazsak eğer, affedildiğinde hatasını görse bile görmezden gelip hatasını tekrarlar. Tekrarlamaması için bir neden yoktur.
Bizi kaybetmekten korkmadan hareket eder ve hatalarına rağmen bizi kaybetmeyeceğinden de emindir. Aslında bunun ismi cebe koymadır. Nasıl mı cebe girilir?
Henüz bize pişmanlığını göstermeden, affetmek için ikna etme çabaları sarf etmeden affetiğimizde girmiş oluruz. Nedeni ise kendisinin hatasını fark etmediğinden değildir! Bizim hatalarını fark etmediğimizi düşündüğü içindir. Ne de olsa kendi hatasını fark etse de fark etmese de biz fark etmediğimiz sürece onun için sorun yoktur. Çözüm ne midir?
Zamanı geldiğinde affedersek hatanın tekrarlanmamasını sağlarız. Zar zor affetti bir daha yaparsam affetmez dedirtmedikçe de affetmenin zamanı gelmemiş demektir. Keşke o hatayı yapmasaydım demesi için: Kaybetme korkusunu yaşatana kadar hatasını düşünmesine izin vermemiz gerekir eğer kaybetme korkusu yoksa her hata yapılabilir! Tabii hataya göredir hemen affetmek, bir süre sonra affetmek veya hiç affetmemek. Nedeni ise: Hataya bağlıdır.
Ne olursa olsun kendimizi önemselleştirmemiz gerekir. Kimsenin bize ikinci kere hata yapacak kadar kendimizi önemsizleştirmesine izin vermememiz