Kardeşimin hikayesi...
İnşaat mühendisi olan Ahmet Arslan emekli olup Karadeniz'in bir köyüne yerleşir.Bir sabah komşusu Arzu Hanımın cinayet haberiyle uyanır.
Cinayeti araştırmak isteyen gazeteci genç kız köye gelir ve Ahmet ile tanışır.Ahmet ona Arzuyla ve cinayetle ilgili bildiklerini anlatır ama bu bilgilendirmeler dışında da ikiz kardeşi Mehmetten ve onun ilgi çekici hikayesinden bahseder.Artık İstanbul'a dönmek isteyen genç kıza sürekli kardeşinin hikayesinin dikkat çeken noktalarından bahsedip kızı köyde kalmaya ikna eder ve hikayeyi sonuna kadar anlatır.Ama asıl şok edici kısım ise hikayenin bittikten sonraki kısmı.
Burada yazar çok güzel ters köşe yapmış spoiler vermek istemem ama enteresan bir son var hikayede.Sayfalar ilerledikçe bahsedilen kardeşin aslında kim olduğunu, neleri ifade ettiğini,neyi ve hangi duygularını örttüğünü farkettikçe içiniz ürperecek.İnsan ruhunun karanlık köşelerinde gezinen ve müthiş bir sonla biten hikaye.
Okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim.
Karasevda, gözleri bağlı olarak bir uçurumun kıyısında yürümek değil miydi?Birine sevdalanmak,donmuş bir gölde,nerede ve ne zaman kırılıcağını bilmene imkân olmayan ince buzlar üzerinde yürümek anlamına gelmiyor muydu?