Erdem ÇOMAK

Erdem ÇOMAK
@E_Comak
Bir maskenin ardında okuyor biraz da yazıyor. Tek yapmaması gereken konuşmak. Konuşursa maskenin ne kıymeti kalır ki...
"Kanla sulandık Sevdalarımız kanla suladı bizi Uğruna kan döküp Kanımızı döktüklerimiz Hani o bizi hiç sevmeyenler Bir tebessümü çok görüp Bir vedadan çekinenler Kanla suladı bizi Kana kana içtik "Ne gelirse senden güzeldir" Dedik, Sustuk Göğsümüzden sökülüp Yerlerde ezilmesine Üstüne gülmelerine Sırdaşlarıyla,sevgilileriyle Katıla katıla gülmelerine O yüreğe Evet, biz o yüreğe O yüreğe sustuk..."
Reklam
Beyaz Kral
-Bırakalım da bugünler onların yarınlarsa bizim olsun. Bize bugünde yer vermeyen insanlara biz de yarın yer bırakmayalım. Bırak da onlar bugünle oyalansın dursunlar. Biz yarını inşa edelim. Bugün onların ellerinde solsun, biz yarını onların kanıyla sulayarak büyütürüz tekrardan.
Beyaz Kral
Kapı hafif bir gıcırtıyla aralandı. Genç adam yüzü asık bir şekilde altın sarısı odaya girdi. Odanın köşesinde duran orta yaşlı adam odaya giren genç adamı süzdü. Genç adamın ellerinde koyu renkte bir tortu vardı. Ceketinin kolları koyu kırmızı renkli lekelerle kaplanmıştı. Kaşlarını kaldırdı. -Eee...nasıl geçti? Genç adam ona keskin bir bakış attı. Elini cebine uzattı. Cebinden çıkardığı ıslak ip benzeri ince teli orta yaşlı adamın önüne doğru attı. -Bir dahakine bana daha iyi bir cinayet aracı tavsiye et. Sözde etrafı kanla kirletmek istemiyordum. Orta yaşlı adamın gözleri genç adamın birbirine yapışmış siyah saçlarına kaydı. Saçlar birbirine kandan dolayı yapışmıştı. -Ne oldu kralım? Kral yorgunca yerdeki kanlı teli dürttü. -Tele tüm gücümle asıldım. Dediğin gibi yaptım. Bir an önce bitsin istedim. Tam boğulmuştu ki tel boynunu kesti. -Ne kadar? -Gırtlağa kadar. Sen hiç kesik boyundan fışkıran kanı gördün mü? Ben gördüm. Masalar,duvarlar,camlar,ışıklar... Tavan bile kan oldu Bay E. Şu üstüme baksana bi. Kral ceketinin kollarını gösterdi. Koyu kırmızı lekeleri gösterdikten sonra yakasına uzandı. Beyaz gömlek kanla lekelenmişti. -O restoranı temizlemek günlerimi alacak. - Size söylemiştim kralım. Bu yolda elinizi temiz tutmanız mümkün değil. Peki cesedi ne yapacaksınız? Kral sessizce yere baktı. -Onu Büyük Saha'da sergileyeceğim. Kan kırmızısı yeşil çimenlerle uyumlu olacaktır. Onu sahanın tam ortasında bir sandalyeye oturtacağım. Kafasını da ayaklarının dibine bırakacağım. Canı sıkılınca oynar onunla. Kral sessizce gülümsedi. -Sizin de bildiğiniz gibi yeni rejim yaklaşık on yıldır yeni sahayı kapalı tutuyor kralım. Kral umursamazca başını salladı. -Evet evet biliyorum. Benim gençliğimde yeni rejim kapamıştı sahaları. Ülkenin hiçbir yerinde on beş yıldır herhangi
Beyaz Kral
-Sen ruhunda kaç kişiyi taşıyorsun? Kalbinde taşıdıklarından bahsetmiyorum.Kalpte taşınanlara güven olmaz. Sevmeye gelmezler. Çekip giderler. Ben ruhundakilerden bahsediyorum. Ruhuna kaç kişi kazılı? Sana kaç kişiyi sevdiğini sormuyorum, kaç kişiyi unutamadığını sormuyorum. Sana kaç kişiyi içine işlediğini soruyorum.Kaç kişiyi ruhuna kazıdığını soruyorum. Onun ruhunda tek bir kişi ve bolca canavar var. Ruhuna kazıdığı kişiyi yine ruhuna dadanan canavarlardan korumaya çalışıyor.Sence buna daha ne kadar devam edebilir? Onun safına katılmadıkça onun yanında durmadıkça daha ne kadar direnebilir? Haklısın kral kalpsizin tekine dönüştü. Ama bu ruhunu da yitirmek zorunda olduğunu göstermez. Yardım et. Yardım et ki kral ruhunu da yitirmesin.
Beyaz Kral
-Çocuğun içinde küçüklüğünden beri bir karanlık sezerdim. Yaşı büyüdükçe azalır diye umdum.Azalmadı. Aksine gittikçe büyüdü. O karanlık büyüdükçe ben ona karşı koymasını öğrettim. O karşı koydukça karanlık büyüdü. O kadar büyüdü ki ruhuna ve kalbine sıçradı. Kalbine bulaşan o karanlığa rağmen birisini sevmeyi başardı."Belki" dedim "Belki sevdikçe azalır içindeki karanlık." Azalmadı. Üstüne kalbini gri bir şehirde bıraktı.Dedim "Bitti bu sefer.Öldürecek kendini." Direndi.O günden beri ruhuna dadanan canavarlarla cebelleşiyor. Şimdi o çocuk büyüdü, benim Kral'ım oldu. Nasıl birisi olursa olsun onunla her daim gurur duyacağım.
Reklam