Erdem ÇOMAK

Erdem ÇOMAK
@E_Comak
Bir maskenin ardında okuyor biraz da yazıyor. Tek yapmaması gereken konuşmak. Konuşursa maskenin ne kıymeti kalır ki...
Beyaz Kral
-Buraya tek başınıza geldiniz. Elinizde bir valizle kralım.Hiçbir şeyiniz yoktu.Ne bir dostunuz ne bir aileniz. Şimdiyse bu şehire ondan her şeyini almak için dönüyorsunuz. -Hayır Bay E. İlk önce bu şehir benden her şeyimi aldı. Yanlış biliyorsun. Bir şeydim vardı Bay E. Bir kalbim vardı. Bu şehir benden onu aldı. Bu savaşı o başlattı. Şimdiyse ben ondan her şeyini alacağım.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Küçük Kral
-Bazı sözler vardır -Tutulmaması gereken -Bazı hikayeler vardır -Anlatılmaması gereken -Bazı şehirler vardır -Dönülmemesi gereken -Bazı insanlar vardır -Sevilmemesi gereken -Bazı vedalar vardır -Edilmemesi gereken -Sözünüzü tuttunuz mu kralımız? -Tuttum -Hikayeniz vardı anlattınız mı? -Anlattım -Bir şehir vardı içinizde büyüyen döndünüz mü? -Döndüm -Biri vardı hani,bir insan ,sevdiniz mi? -Sevdim -Hani gitmişti hiç sevmeden, veda ettiniz mi? -Ettim.
Beyaz Kral
Kaç yıldır gelmiyorsun buraya? Kaç yıl oldu başkentten gideli. -On yıl.Tam on yıl gelemedim. -Gelemedin? -Evet gelemedim. Gelmeye cesaret edemedim. O bu şehirde yaşıyor. O bu şehre sinmiş. Gelemezdim.Gelmedim.Ama bu şehir büyüdü içimde.Bir ağaç gibi ağır ağır büyüdü. Bir ağacın köklerinin bir taşı ezdiği gibi ezdi kalbimi. Ben bu şehri içime sığdıramadım. Gömemedim kalbime.Kalbimden taştı.İçimde taşıyamadım bu şehri.Her gün daha da büyüdü.Nasıl desem bir dert gibi bir hasret gibi büyüdü. -Iyi ya gelmişsin artık. -Artık benim için de bu şehir için de çok geç.
Beyaz Kral
-Merhaba Kral restoranın ortasında duran masaya doğru ilerledi.Sandalyede oturan adam krala karşılık verdi. -Merhabalar. Restoran boştu.Sadece kralla genç adam vardı.Kral genç adamı süzdü. -Çok geç kalmadım değil mi? Genç adam başını önemli değil dermiş gibi salladı. -Hayır,hayır. Bu arada mekan güzelmiş. Aydınlatmalar mükemmel. Mobilyalar kaliteli. Oratamın genişliği ise tam ayarında. Tam lakabınıza yaraşır bir yer. Bu arada ne diyorlardı size? Ha hatırladım Kral. Genç adam gülümsedi. Kral da ona gülümsedi. -Beyaz Kral diyorlar. -Sizinle iş yapmak benim için bir zevk olacak. Ne de olsa ülkenin sayılı kimyagerlerini kendi şirketinde topladın. İleride siyasete atılmayı düşünüyor musun? Bu gidişle ülkenin en genç milyarderi olacaksın. Adam sessizce güldü.Kral ona aldırmadı. -İş konuşmaya başlamadan önce sana bir fotoğraf göstereceğim. Bana fotoğraftaki kişiyi tanıyıp tanımadığını söyler misin? Genç adamın gülümsemesi azaldı.Bu isteğe anlam veremedi. Ama karşısındaki adam gayet nazikçe istemişti. Soruya anlam veremediği halde kabul etti. -Tabi ki. Kral ceketinden bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafta on sekizli yaşlarında bir kız vardı. Siyah saçlı ve kahverengi gözlü. Kral derin bir hasretle fotoğrafı süzdü. Adama uzattı. Genç adam fotoğrafa baktı. Kaşları çatılır gibi oldu. Kısa bir süre sonra gevşedi. Gülümsemesi arttı. -Tanıyorum ya. Kralın yüzünün rengi soldu.Sesi titredi -Nereden tanıyorsun. Adam tabağındaki yemeğe uzandı. -Boşversene. Eskilerden biri... Kral kendi sesinin titrediğini farketmişti. Kendisini toparladı. -Nereden tanıyorsun Bora. İş konuşmamızın tek şartı soruma cevap vermen. -Lisedeyken manitamdı. Niye bunu bu kadar... Kral adamın sözünü tamamlamasına izin vermedi. Sandalyeden fırladı. Cebinden tele benzer bir ip çıkardı. Adam ne olduğunun farkına varmadan
Beyaz Kral
Kral önünde duran kadını saçından tuttu.İri kayanın önüne doğru sürükledi. -Bana ne yaptılar biliyor musun? Kadının elleri zemine sürtünmekten kan içinde kalmıştı. -Ne yaptılar bana biliyor musun?!Benden ne çaldılar biliyor musun?!! Kralın yüzü hiddetten kızarmıştı.Kadın durması için yalvarıyordu.Kral kadına aldırmadı. -Benden bir fotoğrafını bile esirgediler. Bana ondan ne kaldı biliyor musun?! Kadının kafasını kendine doğru çevirdi.Elini cebine attı. Cebinden ufak bir cam plaka çıkardı. Arkasında yanan ateşe doğru kaldırdı. -Görüyor musun?! Cam plakanın ortasında bir saç teli parıldıyordu. Kadın zorlanarak ayağa kalktı. -Bunca seneden sonra bile ha...Ama...ama..kr..kralı..m..ama..ben..ben..onu yıllarca görmedim ki. Kral gülümsedi. -Ama onu sevdiğimi biliyordun. Ve hiçbir şey yapmadın. Kadın yalvarırcasına krala yaklaştı. -Dah..a daha ....on yedi....on yedi yaşımda bile değildim. Kral parmaklarını dudağına götürerek kadını susturdu. Elini havaya kaldırdı. Parmağını şıklattı. Aniden arkasında yanan ateş parladı. Büyüdü ve gökyüzüne yükseldi. Iki kalp atımı arasındaki bir sürede kükreyerek kadını yuttu. Kadından saniyeler içinde bir avuç kül kaldı. Bir çığlık bile atamadan kül oldu.Kral üstünde hala alev parçaları olan küle yaklaştı. -Yazık oldu. Sahiden boyun hep bu kadar kısa mıydı? Daha önce hiç farketmemişim. Gülümsedi.Külün üstüne bastı. Yoluna devam etti.