Acı veren, kaçınılmaz, bütün savaşları sona erdirecek bir savaş, demokrasi için bir savaş, özgürlük için bir savaş, barışçıl savaş. Bazen savaş gereklidir. Bazen savaş doğrudur.
Ama parçalanmışlara ve ölülere, yaralı ve sakat kalmış olanlara, havaya uçmuş ve şarapnellerle yaralanmışlara, kararan zihinlere, hiçbir gözyaşının dilemeyeceğim kadar korkunç azaplara tanıklık etmiş gözlere, savaşın ölü dilinin kendisini zaman içerisinde tekrarlamasının pek bir anlamı yoktur. Hiçbir şey diyemeyen cesetler son sözü söyler.
Nedir o? Son söz nedir?
Hayır. Bundan böyle savaşa hayır.
Sanayi devriminden önce doğanın ne kadar güzel olduğuna dair okuduğum bir şeyi hatırladım. Özellikle de ormanlık bölgelerin güzelliğinden söz ediyordu çünkü bir meşe ağacı üç yüz yılda büyüyordu, üç yüz yıl yaşıyordu ve üç yüz yılda ölüyordu. Tabii, bir zincir testereniz yoksa. Ya da bir bombanız.