Yönetimi yürüten seçkinler tabakası da eskisinden başka yönlerden farklıdır: Onlar da tıpkı buyrukları altında bulunan kişiler kadar makinaların parçalarıdırlar. Onlar da tıpkı fabrikalarındaki işçiler kadar yabancılaşmış, hatta belki onlardan da fazla yabancılaşmış, onlar kadar, ya da hatta daha bile fazla kaygılıdırlar. Tıpkı herkes gibi sıkkındır onlar da ve sıkkınlığa karşı aynı ilaçları kullanırlar.
2000 yılının, insanların özgürlük ve mutluluk elde etme savaşımı verdiği bir
dönemin tamamlanışı ve mutlu sonu değil de, insanın artık insan olmadığı, düşünmeyen, hissetmeyen bir makinaya dönüştüğü bir dönemin başlangıcı olabileceğini göremiyorlar.
Umutla yaşayan yalnızca birey değildir. Uluslar ve toplumsal sınıflar da umut, inanç ve direnme güçleri sayesinde yaşarlar, ve eğer bu gizil gücü yitirirlerse, ya canlılıktan yoksun olmaları nedeniyle, ya da geliştirdikleri akıldışı yıkıcılık nedeniyle yok olurlar.