Oraya gitme demedim mi sana,
seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?
Bir gün kızsan bana,
alsan başını,
yüz bin yıllık yere gitsen,
dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?
Demedim mi şu görünene razı olma,
demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,
onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?
Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
senin duru denizin ben'im demedim mi?
Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,
senin kolun kanadın ben'im demedim mi?
Demedim mi yolunu vururlar senin,
demedim mi soğuturlar seni.
Oysa senin ateşin ben'im,
sıcaklığın ben'im demedim mi?
Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?
Söyle, bunları sana hep demedim mi?
Hiç gülümsemedi. Hiç,hiç gülümsemeyecek gibiydi. İyi bir gün batımından beklenebilecek her şey vardı oysa, gökyüzünde. Bütün o sıcak renkler, hafif bir esinti ve parfümünün kokusu. O anda bir örs düşse gökyüzünden, ancak 9 gün 9 gece sonra varabilirdi yeryüzüne.
Bir kez sahte ortadan kalktığında, gerçek tüm güzelliğiyle tüm tazeliğiyle oradadır. Çünkü içtenlik güzeldir, dürüstlük güzeldir, hakiki olmak güzeldir. Sadece kendin olmak güzel olmaktır.