Ebru AY

Ebru AY
@Ebbruay
“Zorluklardan yıldızlara”
Türk Dili ve Edebiyatı
Dicle Üniversitesi
493 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
@Ebbruay·
·
sabitlendi
Gidişini anlatıyorum
Sen gidiyorsun ya işine yetişmek için Saçlarını, gözlerini, ellerini Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak Termometrede yükselen çizgi çizgi Kim bilir nerelerde soğuyorsun Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen İnsan insan bakan gözbebeklerin Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder Ne gelirse onlardan gelir bana Çalışma gücü yaşama direnci Mutluluk gibi kazanılması zor Mutluluk gibi yitirilmesi kolay Bir açarsın ki mutluyum Bir kaparsın her şey elimden gitmiş
Rıfat Ilgaz
Rıfat Ilgaz
1000Kitap
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?

Ebru AY

, bir kitabı okumaya başladı
Cengiz Aytmatov
8.9/10 · 55,9bin okunma

Ebru AY

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.·
14 günde okudu
·
2026 29. kitabı
Nurullah Ataç
7.8/10 · 865 okunma
Kirpi İkilemi
Arthur Schopenhauer’in “kirpi ikilemi”, insan ilişkilerinin en sessiz ama en gerçek tarafını anlatır. İnsan, tıpkı üşüyen kirpiler gibi yalnız kaldığında soğur; anlaşılmak, sevilmek ve ait hissetmek ister. Bu yüzden başkalarına yaklaşır. Fakat yakınlık arttıkça insanların birbirine batmaya başlayan dikenleri ortaya çıkar: kırgınlıklar, beklentiler, ihmal edilmek, yanlış anlaşılmak ve değersiz hissetmek… Bir insanı gerçekten tanımak, onun güzelliği kadar eksiklerini de görmek demektir. Bu yüzden hiçbir yakınlık tamamen kusursuz değildir. İnsan bazen en çok sevdiği kişiler tarafından yorulur; çünkü en savunmasız hâlini onlara gösterir. Yakınlık arttıkça korunmasızlık da artar. Schopenhauer’e göre hayatın trajedisi tam da burada başlar: İnsan hem yalnız kalamaz hem de bütünüyle yakın olmaya dayanamaz. Fazla mesafe ruhu üşütür, fazla yakınlık ise canı acıtır. Bu yüzden olgun ilişkiler, birbirine zarar vermeden yakın kalabilmenin sanatıdır. Belki de bazı insanların hayatımızda bıraktığı kırgınlık, onların kötü olmasından değil; kendi dikenlerini nasıl taşıyacaklarını bilememelerindendir. Ve bazen insan, kendini koruyabilmek için geri çekilmeyi öğrenir. Çünkü herkes aynı sıcaklığı taşımaz; bazıları yalnızca yaklaşır, bazılarıysa gerçekten yanında kalır. İnsan zamanla şunu anlar: Herkese kalbini tamamen açmak, kendini unutmak değildir. Gerçek bağ; ne boğacak kadar yakın ne de yok sayacak kadar uzak olan dengede saklıdır. Tıpkı kirpilerin soğukta birbirine katlanabilecekleri o mesafeyi bulması gibi… İnsan da hayatta, kendini kaybetmeden sevebileceği uzaklığı arar.