Ebru AY

Ebru AY
@Ebbruay
“Zorluklardan yıldızlara”
Türk Dili ve Edebiyatı
Dicle Üniversitesi
493 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Kirpi İkilemi
Arthur Schopenhauer’in “kirpi ikilemi”, insan ilişkilerinin en sessiz ama en gerçek tarafını anlatır. İnsan, tıpkı üşüyen kirpiler gibi yalnız kaldığında soğur; anlaşılmak, sevilmek ve ait hissetmek ister. Bu yüzden başkalarına yaklaşır. Fakat yakınlık arttıkça insanların birbirine batmaya başlayan dikenleri ortaya çıkar: kırgınlıklar, beklentiler, ihmal edilmek, yanlış anlaşılmak ve değersiz hissetmek… Bir insanı gerçekten tanımak, onun güzelliği kadar eksiklerini de görmek demektir. Bu yüzden hiçbir yakınlık tamamen kusursuz değildir. İnsan bazen en çok sevdiği kişiler tarafından yorulur; çünkü en savunmasız hâlini onlara gösterir. Yakınlık arttıkça korunmasızlık da artar. Schopenhauer’e göre hayatın trajedisi tam da burada başlar: İnsan hem yalnız kalamaz hem de bütünüyle yakın olmaya dayanamaz. Fazla mesafe ruhu üşütür, fazla yakınlık ise canı acıtır. Bu yüzden olgun ilişkiler, birbirine zarar vermeden yakın kalabilmenin sanatıdır. Belki de bazı insanların hayatımızda bıraktığı kırgınlık, onların kötü olmasından değil; kendi dikenlerini nasıl taşıyacaklarını bilememelerindendir. Ve bazen insan, kendini koruyabilmek için geri çekilmeyi öğrenir. Çünkü herkes aynı sıcaklığı taşımaz; bazıları yalnızca yaklaşır, bazılarıysa gerçekten yanında kalır. İnsan zamanla şunu anlar: Herkese kalbini tamamen açmak, kendini unutmak değildir. Gerçek bağ; ne boğacak kadar yakın ne de yok sayacak kadar uzak olan dengede saklıdır. Tıpkı kirpilerin soğukta birbirine katlanabilecekleri o mesafeyi bulması gibi… İnsan da hayatta, kendini kaybetmeden sevebileceği uzaklığı arar.
Reklam
Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Göz yaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum
Orhan Veli Kanık
Orhan Veli Kanık
Rahatı Kaçan Ağaç
Tanıdığım bir ağaç var Etlik bağlarına yakın Saadetin adını bile duymamış Tanrının işine bakın. Geceyi gündüzü biliyor Dört mevsimi, rüzgarı, karı Ay ışığına bayılıyor Ama kötülemiyor karanlığı. Ona bir kitap vereceğim Rahatını kaçırmak için Bir öğrenegörsün aşkı Ağacı o vakit seyredin.
Melih Cevdet Anday
Melih Cevdet Anday
Kendi değerini bilen bir insan, başkalarının küçültme çabalarına muhtaç değildir; çünkü gerçek güç, başkasının onayına veya kabulüne bağlı değildir. Ben kimseyi küçümsemem, kimseyi kırmam; çünkü başkalarının ruhunu şekillendirmek benim işim değildir. Ancak bu, kendi içsel sınırlarımı ve huzurumu korumaktan vazgeçmek anlamına gelmez. Başkalarının sözleri ve davranışları, yalnızca onların karakterinin ve bakış açısının yansımasıdır; benim değerimi belirleyemez, benim ruhumun dengesini bozamaz.
"Kurulsa pazarın hiçe gidersin. Sen zatını âlemde cevher mi sandın."