Nurullah Ataç

Nurullah AtaçGene Yalnızlık yazarı
Yazar
Çevirmen
8.0/10
503 Kişi
2.268
Okunma
426
Beğeni
21,8bin
Görüntülenme

Hakkında

Nurullah Ataç (d. Nurullah Ataç, 21 Ağustos 1898 - 17 Mayıs 1957), Türk eleştirmen, denemeci, yazar, şair. Eleştiri ve deneme alanı dışında hemen hemen yapıt vermeyen sayılı yazar ve şairlerden biridir. Hayatı Nurullah Ataç, 21 Ağustos 1898'de Hammer'in Osmanlı Tarihi isimli kitabı Türkçeye çeviren Mehmet Ata Bey'in oğlu olarakİstanbul'da doğdu. Nurullah Ataç'ın babası Mehmet Ata başarılı bir bürokrat idi. İlkokuldan sonra Galatasaray Lisesi'nde 4 yıl okudu. Daha sonra eğitimini İsviçre'de sürdürdü. Babasının ölümünün ardından 1919'da İstanbul'a döndü.1922 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni sürdürdü tamamlayamadı. Fransızca öğretmenliği ve çevirmenlik yaptı. 1945'ten sonra Cumhurbaşkanlığı çevirmeni olarak görev yaptı. 1926 yılında Leman Ataç ile evlendi. Bu evlilikten 1926'da, daha sonra babasının yaşamından kesitler anlattığı kitabı "Babam Nurullah Ataç"ı yazacak olan Meral Ataç Tolluoğlu doğar. TDK yayın kolu başkanı oldu. İlk şiirleri Dergâh'ta yayımlandı. Fransız, Latin ve Rus klasiklerinden çeviriler yaptı. Gazete ve dergilerde eleştiri ve deneme türünde yazılar yazdı. Eleştiri yazılarıyla Türk edebiyatında izlenimci eleştirinin ilk örneklerini verdi. Akşam'da tiyatro eleştirmenliği, Hakimiyeti Milliye, Ulus, Milliyet, Tan, Posta, Cumhuriyet, Son Havadis, Dünya gazetelerinde eleştiri yazıları çıktı. Denemeleri Türk Dili, Varlık, Yedi gün, Ülkü, Seçilmiş Hikayeler dergilerindedir. Nurullah Ataç’ın pek çok kez kullandığı takma isimlerden bazıları Sabiha Yağızlar, Alkan, Ahfeş, Süha Kavafoğlu, Ali Gümrükçü olarak sıralanabilir. Ataç yazı yaşamına tiyatro eleştirisi ile başlamıştır. İlk yazısı 1921’de Dergâh’ta yayımlanan “Türk Tiyatrosunda İlk Göz Ağrısı” adlı tiyatro eleştirisidir. Ataç, tiyatro eleştirisi ile ilgili yazılarını Dergâh ve Akşam dışında Hâkimiyet-i Milliye, Milliyet, Son Posta, Haber-Akşam Postası, Ulus, Son Havadis gazetelerinde ve Hayat, Darülbedayi (Türk Tiyatrosu), Yeni Adam, Ülkü dergilerinde yayımlamıştır. Bu gazete ve dergilerde 1921-1957 yılları arasında tiyatro hakkında yaklaşık 125 yazısı bulunmaktadır ve bu yazıları kitaplarına girmemiştir. Ataç, tiyatro eserleri için yazdığı eleştirilerle Türk tiyatrosu için bir yol gösterici olmuştur. Batılı tiyatroyu yakından tanıyan Ataç, Türk tiyatrosunun ve seyircisinin Batı’nın seçkin oyunlarını oynayacak ve izleyecek düzeye gelmesi için çok çaba harcamıştır. Ataç tiyatro hakkında yazmış olduğu eleştirilerle yalnızca tiyatro sanatı ile ilgili teorik görüşlerini ve Türk tiyatrosunun tarihî gelişimini gözler önüne sermekle kalmamış, aynı zamanda bu sanatın ülkemizde gelişimine de katkıda bulunmuştur. Yazınsal Biçimi Dilde yalınlaşma ve özleştirme deviniminin savunucularındandır. Türkçedeki yabancı sözcükleri kullanmamış, dille düşünce arasında dolaysız bir ilişki olduğunu, somut düşünme geleneğinin doğabilmesi için kavramların saydam, hangi kökten geldiklerinin anlaşılır olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu yol da, Ataç'a göre, Latince, Grekçe, Farsça, İngilizce,Arapça gibi yabancı dillerin eğitimini zorunlu kılmak başarılamayacağına göre, bunlardan alınan sözcüklerin Türkçeleştirilmesinden geçer: “ Uydurma dil dediler mi, bir şey söylediklerini sanıyorlar. Söyleyim ben size; Bu uydurma sözünü, Türkçecilik akımına karşı bir silah diye kullanmaya kalkanlardan ne dediğini bilen, şöyle gerçekten düşünerek konuşan bir tek kişi tanımıyorum. Evet, uyduracağız, bizim yaptığımız, uydurduğumuz kelimeler de yavaş yavaş halka işleyecek, eski Arapça, Farsça kelimelerin işlediği gibi. Onların yerini tutacak. ”   Bazı yazılarında arı Türkçe kullandığı için anlaşılmaz olarak eleştirilmiştir. Onu eleştirenler arasında Attilâ İlhan, Halit Fahri Ozansoy gibi isimler vardır.[3]Divan Edebiyatıgeleneğini iyi bildiği anlaşılır, kişisel olarak zevk aldığını da belirtir, fakat zamanını doldurmuş bir yazın olduğu görüşündedir. Yazı diliyle konuşma dili arasındaki uçurumu kapatma çabasının bir parçası olarak özgün Türkçeyi ve devrik tümceyi kullanmasıyla döneminin yazarlarını da, daha sonraki kuşakları da etkilemiştir. “ Oysaki ben, öz Türkçe için nice kazançları teptim, rahatımı kaçırdım, üzdüm kendimi, adımı deliye çıkarttım. Hepsi de ne dediklerini bilmez, kafalarına düşüncenin gölgesi bile girmemiş birer alıktır bana deli diyenler. Öz Türkçeye özenişim de duygularımın etkisiyle değildir. Latince, Yunanca öğretilmeyen bir ülkede tek doğru yolun, tek usul (akla uygun) yolun öz dile gitmek olduğunu düşüncemle anladım da onun için o yolu buldum. ”   Ölümü 1955 yılında gut ve şeker hastalığı ortaya çıktı. Eşinin 1955 yılında ölümünün ardından karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları başladı. 17 Mayıs 1957 yılında İstanbul Numune Hastanesi'nde öldü. Ölümünden sonra birçok yazın ve sanat dergisinde kendisi için özel sayı çıkartılmıştır ve hakkında 2 kitap hazırlanmıştır. Bunlardan ilki 1959'da Tahir Alangu'nun hazırladığıAtaç'a Saygı isimli, O'nun için yazılmış yazıların derlendiği bir kitaptır. İkincisi ise, Türk Dil Kurumunun 1962'de Ankara'da çıkardığı Ataç isimli kitaptır.
Unvan:
Türk eleştirmen, denemeci, yazar, şair
Doğum:
İstanbul, 21 Ağustos 1898
Ölüm:
İstanbul, 17 Mayıs 1957

Okurlar

426 okur beğendi.
2.268 okur okudu.
89 okur okuyor.
1.176 okur okuyacak.
90 okur yarım bıraktı.
Reklam

Sözler ve Alıntılar

Tümünü Gör
Ben değişmedim, baktım ki onlar değişiyor, çıktım aralarından…
Sayfa 40 - Yapıkredi YayınlarıKitabı okudu
Reklam
Günaydınnnnn
Dört yanımız yalnızlıkla çevrilmiş…
Sayfa 79 - Yapıkredi YayınlarıKitabı okudu
Günaydınnnn
Gün gelir bende herkes gibi ölürüm Bu aşk yürekten yüreğe yeniler Bir gün ağızdan ağıza dolaşır Adına yaktığım türküler
Sayfa 59 - Yapıkredi YayınlarıKitabı okudu
Hem ben âşık olsam yalnızlık sözü mü ederdim? İçimdeki zifiri yalnızlıktan mı açardım? Yalnızlık duyar mıydım? Duyabilir miydim?
Sayfa 80 - Yapıkredi YayınlarıKitabı okudu
Değerimi bilirim, büsbütün bir hiç değilim…
Sayfa 62 - Yapıkredi YayınlarıKitabı okudu
Nurullah Ataç
Nurullah Ataç
eşi öldükten sonra onun yüzüğünü de kendi parmağına takmıştı. :))
Reklam
"Çıldırdı demişler onun için, belki de çılgınlıktan o gün kurtulmuştur."
Nurullah Ataç
Nurullah Ataç
-
Günlerin Getirdiği - Sözden Söze
Günlerin Getirdiği - Sözden Söze
Göğüs germek için acılarıma Titreyişlerime,sancılarıma Seni bir kez olsun avuçlarıma Almak istiyorum,alamıyorum.
Nurullah Ataç
Nurullah Ataç

Yorumlar ve İncelemeler

Tümünü Gör
175 syf.
·
Puan vermedi
·
Beğendi
·
5 günde okudu
Deneme "ben" in ülkesidir!
Deneme, yalnız kaldığımız bir saatte yanımıza sokulan, elini omzumuza koyup " Kardeşim, yaşamak denen macerayı deniyen kardeşim! Senin gibi ben de yaşadım, ben de güldüm , ben de ağladım. Dinle benim geçirdiklerimi!" diyen bir kimsenin sesidir. (Nurullah Ataç) *** Deneme, nam-ı diğer Tercüme-i kalemiyye. Edebiyatımıza Tanzimat dönemi
Karalama Defteri - Ararken
Karalama Defteri - ArarkenNurullah Ataç · Yapı Kredi Yayınları · 2019583 okunma
112 syf.
·
Puan vermedi
·
Beğendi
·
4 günde okudu
Deneme en basit tanımıyla seçilen herhangi bir konu üzerinde kesin yargılara varmadan, kişisel görüş ve düşüncelerin serbestçe anlatıldığı yazı türüdür. Okuduğum kitap, "Gene Yalnızlık", Nurullah Ataç'ın 50'li yıllarda yazmış olduğu denemelerinden oluşan bir derleme. Çoğumuz lise yıllarında, sınav telaşesi içinde Nurullah Ataç'ın ismini
Gene Yalnızlık
Gene YalnızlıkNurullah Ataç · Yapı Kredi Yayınları · 2022699 okunma
Reklam
112 syf.
10/10 puan verdi
Yaşamın Ardında Kalanlar
Dört yıl önce almıştım bu kitabı. O zamandan belliydi denemeleri okumaktan bıkmayacağım. İlk önce Montaigne'in Denemeler'ini okudum bir iki yıl boyunca elimde süründürdüm. O kadar bağlı değildim başlarda, sadece yaşamdan kaçmak istediğim zamanlarda okuduğum satırlardan ibaretti. O kısa sürede bile ruhumu dinlendiriyordu yalan değil.
Gene Yalnızlık
Gene YalnızlıkNurullah Ataç · Yapı Kredi Yayınları · 2022699 okunma