Giriş Yap

Nurullah Ataç

Yazar
Çevirmen
8.0
474 Kişi
Unvan
Türk eleştirmen, denemeci, yazar, şair
Doğum
İstanbul, 21 Ağustos 1898
Ölüm
İstanbul, 17 Mayıs 1957
Yaşamı
Nurullah Ataç (d. Nurullah Ataç, 21 Ağustos 1898 - 17 Mayıs 1957), Türk eleştirmen, denemeci, yazar, şair. Eleştiri ve deneme alanı dışında hemen hemen yapıt vermeyen sayılı yazar ve şairlerden biridir. Hayatı Nurullah Ataç, 21 Ağustos 1898'de Hammer'in Osmanlı Tarihi isimli kitabı Türkçeye çeviren Mehmet Ata Bey'in oğlu olarakİstanbul'da doğdu. Nurullah Ataç'ın babası Mehmet Ata başarılı bir bürokrat idi. İlkokuldan sonra Galatasaray Lisesi'nde 4 yıl okudu. Daha sonra eğitimini İsviçre'de sürdürdü. Babasının ölümünün ardından 1919'da İstanbul'a döndü.1922 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni sürdürdü tamamlayamadı. Fransızca öğretmenliği ve çevirmenlik yaptı. 1945'ten sonra Cumhurbaşkanlığı çevirmeni olarak görev yaptı. 1926 yılında Leman Ataç ile evlendi. Bu evlilikten 1926'da, daha sonra babasının yaşamından kesitler anlattığı kitabı "Babam Nurullah Ataç"ı yazacak olan Meral Ataç Tolluoğlu doğar. TDK yayın kolu başkanı oldu. İlk şiirleri Dergâh'ta yayımlandı. Fransız, Latin ve Rus klasiklerinden çeviriler yaptı. Gazete ve dergilerde eleştiri ve deneme türünde yazılar yazdı. Eleştiri yazılarıyla Türk edebiyatında izlenimci eleştirinin ilk örneklerini verdi. Akşam'da tiyatro eleştirmenliği, Hakimiyeti Milliye, Ulus, Milliyet, Tan, Posta, Cumhuriyet, Son Havadis, Dünya gazetelerinde eleştiri yazıları çıktı. Denemeleri Türk Dili, Varlık, Yedi gün, Ülkü, Seçilmiş Hikayeler dergilerindedir. Nurullah Ataç’ın pek çok kez kullandığı takma isimlerden bazıları Sabiha Yağızlar, Alkan, Ahfeş, Süha Kavafoğlu, Ali Gümrükçü olarak sıralanabilir. Ataç yazı yaşamına tiyatro eleştirisi ile başlamıştır. İlk yazısı 1921’de Dergâh’ta yayımlanan “Türk Tiyatrosunda İlk Göz Ağrısı” adlı tiyatro eleştirisidir. Ataç, tiyatro eleştirisi ile ilgili yazılarını Dergâh ve Akşam dışında Hâkimiyet-i Milliye, Milliyet, Son Posta, Haber-Akşam Postası, Ulus, Son Havadis gazetelerinde ve Hayat, Darülbedayi (Türk Tiyatrosu), Yeni Adam, Ülkü dergilerinde yayımlamıştır. Bu gazete ve dergilerde 1921-1957 yılları arasında tiyatro hakkında yaklaşık 125 yazısı bulunmaktadır ve bu yazıları kitaplarına girmemiştir. Ataç, tiyatro eserleri için yazdığı eleştirilerle Türk tiyatrosu için bir yol gösterici olmuştur. Batılı tiyatroyu yakından tanıyan Ataç, Türk tiyatrosunun ve seyircisinin Batı’nın seçkin oyunlarını oynayacak ve izleyecek düzeye gelmesi için çok çaba harcamıştır. Ataç tiyatro hakkında yazmış olduğu eleştirilerle yalnızca tiyatro sanatı ile ilgili teorik görüşlerini ve Türk tiyatrosunun tarihî gelişimini gözler önüne sermekle kalmamış, aynı zamanda bu sanatın ülkemizde gelişimine de katkıda bulunmuştur. Yazınsal Biçimi Dilde yalınlaşma ve özleştirme deviniminin savunucularındandır. Türkçedeki yabancı sözcükleri kullanmamış, dille düşünce arasında dolaysız bir ilişki olduğunu, somut düşünme geleneğinin doğabilmesi için kavramların saydam, hangi kökten geldiklerinin anlaşılır olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu yol da, Ataç'a göre, Latince, Grekçe, Farsça, İngilizce,Arapça gibi yabancı dillerin eğitimini zorunlu kılmak başarılamayacağına göre, bunlardan alınan sözcüklerin Türkçeleştirilmesinden geçer: “ Uydurma dil dediler mi, bir şey söylediklerini sanıyorlar. Söyleyim ben size; Bu uydurma sözünü, Türkçecilik akımına karşı bir silah diye kullanmaya kalkanlardan ne dediğini bilen, şöyle gerçekten düşünerek konuşan bir tek kişi tanımıyorum. Evet, uyduracağız, bizim yaptığımız, uydurduğumuz kelimeler de yavaş yavaş halka işleyecek, eski Arapça, Farsça kelimelerin işlediği gibi. Onların yerini tutacak. ”   Bazı yazılarında arı Türkçe kullandığı için anlaşılmaz olarak eleştirilmiştir. Onu eleştirenler arasında Attilâ İlhan, Halit Fahri Ozansoy gibi isimler vardır.[3]Divan Edebiyatıgeleneğini iyi bildiği anlaşılır, kişisel olarak zevk aldığını da belirtir, fakat zamanını doldurmuş bir yazın olduğu görüşündedir. Yazı diliyle konuşma dili arasındaki uçurumu kapatma çabasının bir parçası olarak özgün Türkçeyi ve devrik tümceyi kullanmasıyla döneminin yazarlarını da, daha sonraki kuşakları da etkilemiştir. “ Oysaki ben, öz Türkçe için nice kazançları teptim, rahatımı kaçırdım, üzdüm kendimi, adımı deliye çıkarttım. Hepsi de ne dediklerini bilmez, kafalarına düşüncenin gölgesi bile girmemiş birer alıktır bana deli diyenler. Öz Türkçeye özenişim de duygularımın etkisiyle değildir. Latince, Yunanca öğretilmeyen bir ülkede tek doğru yolun, tek usul (akla uygun) yolun öz dile gitmek olduğunu düşüncemle anladım da onun için o yolu buldum. ”   Ölümü 1955 yılında gut ve şeker hastalığı ortaya çıktı. Eşinin 1955 yılında ölümünün ardından karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları başladı. 17 Mayıs 1957 yılında İstanbul Numune Hastanesi'nde öldü. Ölümünden sonra birçok yazın ve sanat dergisinde kendisi için özel sayı çıkartılmıştır ve hakkında 2 kitap hazırlanmıştır. Bunlardan ilki 1959'da Tahir Alangu'nun hazırladığıAtaç'a Saygı isimli, O'nun için yazılmış yazıların derlendiği bir kitaptır. İkincisi ise, Türk Dil Kurumunun 1962'de Ankara'da çıkardığı Ataç isimli kitaptır.

İncelemeler

Tümünü Gör
175 syf.
·
42 günde
·
7/10 puan
Edebiyatımızın en önemli eleştirmenlerinden olan Nurullah Ataç’ın deneme türündeki Karalama Defteri-Ararken adlı eserinin incelemesi ile geldim. Aslında kitap, ta üniversite zamanlarımdan beri kitaplığımdaydı ancak şu sıralar okuyabildim. Eserde Ataç’ın sohbet havasında yazdığı eleştirileri yer alıyor. Dilinin keskinliğiyle bilinen yazarın bu eleştirileri Divan edebiyatından tutun da en yakın arkadaşlarından olan Ahmet Hamdi Tanpınar’a kadar birçok şeyi ve kimseyi kapsıyor. O kadar güzel eleştiriler yapmış, öyle yerlere dem vurmuş ki ona hak vermemek elde değil. En basitinden eğitim sistemimizi eleştiriyor ve diyor ki öğretmenlere her yıl en az on kitap gönderin. Onları okusun ki kendini tazeleyebilsin, geliştirebilsin. Bu kısımdaki tüm düşüncelerine katıldığımı itiraf etmeliyim. Eserde hak verdiğim yerler kadar kesinlikle katılmadığım, hatta kaşlarımı çatarak okuduğum, çok sitem ettiğim kısımlar da olmadı değil. Bütün bunlara rağmen bence okunmaya değer bir yapıt. Diyeceğim o ki şimdiye kadar hiç deneme okumayanlar bu eserle başlayabilirler. Eminim ön yargınızı yıkacak ve size çok şey katacak bu kitap. Herkese keyifli okumalar.
Karalama Defteri - Ararken
8.1/10 · 452 okunma
Reklam
112 syf.
·
2 günde
·
7/10 puan
Bu kitap Nurullah Ataç ile tanışma kitabım oldu. Açıkçası tavrını, tarzını, anlatımını,bakış açısını netliğini çok beğendim. Farklı bir duruşu var, bunu daha iyi anlatabilmek için samimi kelimesini kullanmak isterdim ancak kendisi samimi kelimesini hiç sevmezmiş. " Samimilik arkasından koşanlardan değilim ben..." diyerek anlatımında hissettiğim samimiyeti bir nevi bana su şekilde açıklıyor, " Böyle konuşma dili ile yazmaya çalışmam samimilik için değildir, düşündüklerimizi karşımızdakilere bildirmek için Türkçede en iyi yolun bu olduğuna inanırım da onun için böyle yazarım." "Gene Yalnızlık" kitabı 24 tane seçme denemeden oluşuyor. Bu denemeler yer yer birbirini tekrar eden konulardan oluştuğu için ana fikri anladıktan sonra bazı bölümler ne yazık ki sıkıcı gelmeye başladı. Ama bütün olarak baktığımda hissettiğim şey yazarın düşüncelerini hiç boşluk bırakmadan okura geçirebildiği oldu. Türkçe konusundaki hassasiyeti, eğitim konusundaki önerileri, edebiyat hakkındaki eleştirileri , sevgi üzerine hoş sohbetleri bende güzel hisler bıraktı. Yer yer hak verdiğim zamanlar oldugu gibi, fazla uç bulduğum anlarda oldu... Bu arada iki denemede ismi geçen Tevfik Fikret ile olan atışmasının başını ve sonunu merak etmedim değil...
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42