Karalama Defteri - Ararken

·
Okunma
·
Beğeni
·
4600
Gösterim
Adı:
Karalama Defteri - Ararken
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
175
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753638210
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Günlerin Getirdiği ve Sözden Söze" ile birlikte Ataç'ın ilk dönem ürünlerini yayımlayarak "Bütün Yapıtları"na doğru ilk adımını atıyor.
YKY

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatına, deneme ve eleştirileriyle damgasını vuran Nurullah Ataç'ın, kuşku, ironi, coşku yüklü bu yazılarında dil, uygarlık, şiir ve sanat üstüne, günümüz okuruna söyleyecek pek çok sözü var.

Ataç... Türkçeyi kullanışıyla bize eşsiz bir tat, sanatın sorunlarına uygulayabileceğimiz bir açı bıraktı. Şimdi o bu yazıyı okusaydı, her zaman kınının dışında tuttuğu gülmece silahını çekinmeden kendisi için kullanır, biraz da homurdanarak, yazılarından birinin son tümcesini yinelerdi: Büyük bir şey değil ya, pek de küçümsemeyin."
Sabahattin Kudret Aksal-
180 syf.
Türk Edebiyatında deneme deyince aklıma ilk Nurullah Ataç geliyor. Çok karakteristik bir dili var. Başta her şeyden şikayet ediyormuş gibi geliyor fakat sindirdikçe öfkesinin saflığını anlıyorsunuz.Kitap içerisinde Dünya ve Türk edebiyatı dahil birçok isimle karşılaşıyorsunuz. Yani araştırmak isteyenlere bolca materyal sunuyor. Doğu ile Batı arasında çok fazla git-gel yaşasa da, edebiyatı ileriye taşıyacak Batı kültürünün ve dilinin benimsenmesi taraftarı. Divan şiirine olan eleştirisi dönemindeki yazarlara göre oldukça değişik.

Kendi sözleriyle noktalıyorum: "Hep yenilerden, yenilikten yana oldum, yani şairin, sanat adamının serbest bırakılmasını, rahat bırakılmasını istedim. Birbirine uymaz sanat anlayışlarını övdüğüm, desteklediğim olmuştur, hepsinde de kendime göre bir yenilik, bir canlılık görmüşümdür de onun için övmüş, desteklemişimdir. Yeni, daima yeni..."
180 syf.
·10/10
Nurullah Ataç ismini ilk kez lisede edebiyat dersinde duymuş olmalıyım. Ünlü edebiyat eleştirmeni. Hemen hemen 20 yıl sonra ilk kez bir kitabını, bu kitabı okudum ve oldukça beğendim. Nurullah Ataç özgün bir kişilik ve oldukça güçlü bir kalem. Açıksözlülüğünü bilgisi ve mizahıyla birleştirmiş, kendisinin tabiriyle geçimsiz biri. Zaten onu da ilgi çekici kılan da bu benim için. Eleştirilerini ve denemelerini okumak büyük bir zevk. Asla sıkılmıyorsunuz ve ufkunuz genişliyor. O fikren Türkiye'nin Doğu dünyasından tamamen kopup Batı dünyasının bir parçası olmasını savunan ama ruhen hala Doğulu bir aydın. Bu çelişkisini yazılarında da itiraf ediyor. Keskin görüşleri ve sivri bir dili var. Kalıplaşmış düşünce ve kabullere yıkıcı eleştiriler getirmekten kaçınmıyor. Velhasılı kelam okunması gereken ilginç bir kişilik.
175 syf.
Nurullah Ataç'ı çoğumuz deneme türüyle tanırız.
Lakin diğer mühim özellikleri şu :
-Devrik cümle
-öz türkçe
İle yazdığı eserler.
Karalama defteri sohpet türünde verilmiş ve benim ilk defa heyecanla satırlarını incelediğim tek Üstad.
180 syf.
·3 günde·10/10
Edebiyatımızın huysuz ve tatlı amcası Nurullah Ataç'ta kendi yaşlılığımı görüyorum. O yüzden ayrı bir sevgim oluştu. "Yeniliği illa beğeneceksiniz demiyorum, anlayamazsınız yenilikten,size anneniz, babanız yahut okuldaki öğretmeniniz bir takım düşünceler, duygular aşılarmış, onlardan bir türlü yakınınızı kurtaramazsınız, kendi kendinize düşünüp, kendi kendinize duyup yeni değerler bulamazsınız." diye açık açık kafanıza vurabiliyor. Karalama Defteri ağırlıklı olarak edebiyat dünyasından, yazar ve şairlerden bahseden bir derleme olmuş. Bu huysuz ihtiyara kulak veriniz
175 syf.
·12 günde·8/10
Nurullah Ataç sivri dili ve eleştirici kimliğiyle benim için her zaman cesur ve samimidir. Türkçeye verdiği değer ve edebiyatının hayatındaki yeri olsun çok önemli bir yazar olduğunu kitapta da görmüş oluyorsunuz.
Edebi kısımları özellikle beğendim , edebiyata ilgisi olanlar kesinlikle okumalı. Ayrıca eleştiri nasıl yapılır kıvrak zekasıyla okuruna gösteriyor ve her seferinde vay be dedirtiyor. Sevdiğim yazarların kendine göre olumsuz yönlerini ortaya serdiği gibi aynı zamanda kendisine yapılan eleştirilere de sert cevap veren yazarımızı kendime fazlasıyla benzettim. Sözünü esirgemeyen ama aynı zamanda tutarlı ve içi dolu eleştirileriyle gönlümde taht kurdu. Şiddetle öneriyorum.
176 syf.
·19 günde
Merhabalar. Sonunda deneme ustası Nurullah Ataç ile Karalama Defteri - Ararken kitabı sayesinde tanıştım. Genç Kalemler diye bir yazarlık atölyesine gidiyorum ve hocam yazımı okuduktan sonra "Herhalde Nurullah Ataç veya Michel de Montaigne okuyorsun." dedi. Herhalde yazdığım yazı daha çok deneme tarzındaydı bu sebeple hoca böyle söyledi. Her neyse bende cevap vermedim çünkü ikisini de okumamıştım. Ama hemen okuma kararı aldım. Kütüphaneden edindiğim için 2 haftada teslim etmem gerekiyordu. Evet, sayfa sayısı azdı ama deneme olduğu için üst üste okunmuyordu. Bu sebeple de bir hafta geç verdim, geç verince de ceza aldım. Bir hafta boyunca kitap alamıyorum. Her neyse lafı çok dolandırdım. Ataç' la bu yönden de benziyoruz. Bu konu hakkında kullandığı tabir 'Sözden Söze'. Zaten bu isimde bir kitabı da var. Birazda kitapla ilgili konuşalım o halde.

Kitap da Ataç' ın denemeleri toplanmış. Hepsini anlamam mümkün değil çünkü aynı dönemde yaşamıyoruz. O zamanın şartlarını bilmiyorum. O zaman da yaşanan olayları veya o zamanın kişilerini bilmiyorum. Ama konuları güncelliğini koruduğu ve koruyacağı denemelerde vardı. Çoğunlukla fikirlerimiz uyuşuyor. Ataç' ın diline bayıldım. Çok samimi bir üslubu var. Bir arkadaşınızla konuşuyormuşsunuz gibi. Hafiften bir alay da söz konusu ama göze batmıyor. Hatta bazı yerlerde alay bulamayınca arar olmuştum. Arı Türrkçe' yi savunanlardan. Ve bu savunmasını denemelerde sıkça görüyoruz. Bende elimden gelse dilimize sonradan girmiş kelimeleri kullanmamaya çalışırdım ama olmuyor. Aşırı derece de benimsemişiz kelimeleri. Ataç burada olsaydı yüksek ihtimal 'Kullanmamaya gayret gösterdin mi ki. Elimden gelse diyorsun ama bir gayret yok. ' derdi. Haklı da olurdu. Aman efendim ben hiç sizinle laf dalaşına girmeyeyim. Girenlerin halini gördük Allah korusun ben kalkamam altından. En iyisi ben denemelerinizi okumakla kalayım.

Evet, benden bu kadar. Kitabı genel olarak sevdim. Deneme okuyanların tercih edebileceği bir kitap. Bazen eleştiriye de kaçıyor bu sebeple eleştiri severlerde okuyabilir. Gayet sade ve anlaşılır. Tavsiye ederim.
Keyifli Okumalar… Kitapla Kalınız… =))
175 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Karalama Defteri~Ararken || Nurullah Ataç(Kitap Yorumu)
.
.
Herkese yeniden merhaba. Güzel bir cumartesi günü post atmak için harika olur diye düşündüm. Şimdi de buradayım . Sizleri çok bekletmek istemiyorum ve yorumla baş başa bırakıyorum.
.
.
Kitap bir deneme kitabı ve yazarın iki kitabının birleşiminden oluşuyor. Ayrıca yazarla tanıştığım kitaptır kendisi. Bir kere yazarın üslubu çok iyi. Bence yazarı okutturan en büyük unsur da bu zaten. Her şeyden şikayet ediyor gibi dursa da aslında haklı eleştiriler çoğunluğu. Ataç,denemelerinde hiç sıkılmadan onu beğenmedim,bu böyle,şu şöyle diyip; kimseden sıkılmadan büyük bir açık sözlülükle ve rahatça,gerek görürse isim vererek görmezse isim vermeyerek, söylemek istediklerini söylüyor. Ama öyle güzel ve haklı eleştiri yapıyor ki bir de üslubuyla birleşince tadından yenmiyor kitap. Bu kitap yazarın yazdığı döneme gayet güzel bir ışık tutuyor.Yeni kabul edilen değerler, Cumhuriyet devrimleri,diğer aydın ve yazarların ne düşündüğü, Batılı mı olalım yoksa Doğu'lu mu? Olalım tartışması gibi sorun ve soruları kendince değerlendirip cevaplamış yazar. Kitap sayesinde yazarın dönem insanlarının görüşlerini ve yeni değerleri nasıl yorumladığını rahatça okuyabiliyoruz.Yer yer kendini de eleştiriyor tabii. Kendisi fikir olarak Türkiye'nin Doğu dünyasından kopup Batı'ya yönelmesini savunan ama tamamen Doğu'dan da kopamayan arafta kalmış biri. Bunu kendisi de söylüyor.Ben kitabı okuduktan sonra keşke yazarla tanışabilseydim dedim. Bence çok samimi bir insandır kendisi. Yani kitaplarındaki üslubuyla bir bağlantı kuracak olursam eğer, edebiyatımızın huysuz ve tatlı amcası diyebilirim sanırım. Bence vakit bulup kitabı olursanız hiç fena olmaz. Benim söyleyeceklerim bu kadardı. Sevgi ve kitapla kalın .
175 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Karalama Defteri – Ararken Nurullah Ataç’la tanışma kitabım da oldu.
Kitap Ataç’ın Dergah’da çıkan 28 makalesinden oluşuyor ve yazıları ağırlıklı olarak dil, edebiyat ve sanat konularından oluşuyor. Son makalesi “Ölüm Üzerine” ise, dünyada ölüm üzerine söylenmiş bütün sözlerin toplamı gibidir aslında ve o kadar gerçek, o kadar anlamlıdır.
Süreli yayınlarda çıkan yazılardan oluşan kitaplara pek itibar etmem ama buna rağmen Ataç’ın beni alıp götüren birkaç tespiti oldu.
Örneğin “Roman okumayı sevmeyenlerden bir hayır gelmez demiyorum ama ben hoşlanmam onlardan. Onlar başlarından geçmemiş şeyleri geçmiş sayamaz, kendilerini başka kimsenin yerine koyamazlar. Bir tek yaşayışları vardır, ömürlerine bin bir kişinin yaşayışını sıkıştıramazlar. Roman okumayı sevmeyenlerde karşılarındakilerin acılarını paylaşma gücü yoktur” diyor ki, yurdum insanının bin yıldır kendisi de zulme maruz kaldığı halde neden hep zalime destek verdiğini herhalde kimse bu kadar güzel anlatamazdı.
Türkçenin yabancı dillerden arındırılmasını “devrim” olarak nitelemesine ve bunu savunmasına ise çok üzüldüm. Zira her şeyde devrim olsa da dilde devrim olmaz. Olursa ayanı bizde olduğu gibi, çocukluğumuzda yazılan kitapları, ellili yaşlarımızda anlamaz hale geliriz. Dilde devrim o kadar olmaz ki, bu çılgınlığa teşebbüs eden, Atatürk bile bir süre sonra dilimizi bir bataklığa sürüklediğini fark etmiş ve “Birbirimizi anlamaz olduk/Bir çıkmaza saplamışızdır” diyerek, dilde tasfiyecilige son vermiştir. Dilimiz elbette yabancı dillerden arındırılmalı ama bu zamana yayılmalı, nesiller arası kopukluğa fırsat verilmemeliydi. Bu ise devrimle değil, akıl, sabır ve bilimle olur.
Bir solukta okunan güzel bir eser.
175 syf.
·3 günde·8/10
Özellikle lise yıllarında Montaigne türü olan denemenin ülkemiz temsilcilerini sayarken akıllara düşen ilk isim Nurullah Ataç’tı.

Yine bu eserinde kendi deyimiyle “deneme ben’in ülkesidir” diye adlandırdığı türün büyük temsilcisi, biraz aksi, fazlaca çoşkulu ve hep Öz Türkçe sevdalısı.

İki başlıkta ele alınmış eser:

- İlk başlık olan Karalama Defterinde kısa yazılar halinde ‘aruz, serbest vezin, divan edebiyatı, birinci dünya savaşı’ gibi hem edebi hem siyasi konular ele alınmış.

- İkinci bölümde ise tamamen ‘edebiyata’ odaklanıyor Ataç. Yeri geliyor şiirden yeri geliyor romandan bahsediyor. Bir bakıyorsunuz okumayı bir bakıyorsunuz sanatçıları kaleme alıyor.

Fazlasıyla akıcı ve rahat okunuyor. Yapmak istediği de bu zaten edebiyatta.
175 syf.
·7/10
İlk deneme kitabını yazan yazarımız. Denemesini okudum. İlk bölüm karalama defterini çok beğenemedim. İkinci bölüm ararken nispeten daha iyiydi. Ama anladım ki deneme sevmiyorum. Yine de eleştirileri ile kendini yargılayan diliyle hoş bir iz bıraktı.
Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim! Neden böyle uzaksınız benden? Ey benim eski gözyaşlarım! Sizin sıcaklığınızı neden gene duyamıyorum? Yanaklarımda bir iziniz olsun kalmamış... Koyup gitmişsiniz beni... Sizi tanımıyor değilim. Ey benim eski duygularım, düşüncelerim, gözyaşlarım! Ey benim gönlümün eski yalanları! Birer birer tanıyorum, birer birer biliyorum sizi, ancak, ne türlü söyliyeyim? İçeriden değil, dışarıdan tanıyorum sizi. Sizi biliyorum, biliyorum ya, nerede, ne türlü tanışıktı, onu bilemiyorum. Artık siz ben değilsiniz, ben de siz değilim, yabancıyız birbirimize... Yoksa ben sizi eskiden ilgiyle okuyup sonra adını bile unuttuğum bir öyküden mi biliyorum? Etimde değilsiniz benim artık:  ben şimdi sizi bensiz, kendimi de sizsiz düşünebiliyorum. Demek sizinle ben bir değilmişiz, sizsiz de bir ben olabilirmiş... Oysaki ben sizi varlığımın, benliğimin özü, ta kendisi sanmıştım. Size benmle, kendi etime de sizinle yoğurulmuş diye bakıyor, "Ayrılamazlar birbirinden!" diyordum. İşte, göz göze geliyoruz da birbirimize gülümsemeden, öfkelenmeden, omuz silkmeden geçebiliyoruz. Tanıyorum sizi, ancak ben değilmişsiniz gibi, benden büsbütün ayrı, benim dışımda bir varlıkmışsınız gibi bakıyorum size... Ey benim eski duygularım, düşüncelerim! Ey benim eski gözyaşlarım! Bir gün gelecek, ben size dışarıdan bakabileceğim.
Yarınlardan umudunu kesince kişi, beklemenin boş olduğunu anlayınca arkaya dönüp dünlere sarılmak, dünlere tutunmak istiyor.
Kişileri roman okumağı sevenlerle roman okumağı sevmeyenler diye ikiye ayırabiliriz. Roman okumağı sevmeyenlerden bir hayır gelmez demiyorum, büyük işlere asıl onların geliştiğini söyleseler ona da inanırım. Ama ben hoşlanmam onlardan. Kendilerinden çıkamaz, başlarından geçmemiş şeyleri geçmiş sayamaz, kendilerini başka kimsenin yerine koyamazlar. Bir tek yaşayışları vardır, Ömürlerini bin bir kişinin yaşayışına sıkıştıramazlar. Her şeyi anlamağa çalışırlar. Her şeyi anlarlar da kişioğlunun karşısında bir anlayışsızlıkları vardır.
“Ey ölüm! koca kaptan! vakit erişti, demir al!-Sıkıldık bu ülkeden, ey ölüm! açılalım!”
Hafız
Nurullah Ataç
Sayfa 28 - Yapı Kredi yay
Ölümle oynuyordu o, biz ise onunla oynanamıyacağını anladık, bir yol gözlerimizi kapadık mı bir daha hiçbir güzelliği duyamıyacağımızı, göremiyeceğimizi, bu yeryüzünden başka bir acun olmadığını anladık, onun için ölümle şakalaşamıyoruz, çabucak kaçacağımızı bildiğimiz yaşamayı yudum yudum tatmak istiyoruz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Karalama Defteri - Ararken
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
175
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753638210
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Günlerin Getirdiği ve Sözden Söze" ile birlikte Ataç'ın ilk dönem ürünlerini yayımlayarak "Bütün Yapıtları"na doğru ilk adımını atıyor.
YKY

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatına, deneme ve eleştirileriyle damgasını vuran Nurullah Ataç'ın, kuşku, ironi, coşku yüklü bu yazılarında dil, uygarlık, şiir ve sanat üstüne, günümüz okuruna söyleyecek pek çok sözü var.

Ataç... Türkçeyi kullanışıyla bize eşsiz bir tat, sanatın sorunlarına uygulayabileceğimiz bir açı bıraktı. Şimdi o bu yazıyı okusaydı, her zaman kınının dışında tuttuğu gülmece silahını çekinmeden kendisi için kullanır, biraz da homurdanarak, yazılarından birinin son tümcesini yinelerdi: Büyük bir şey değil ya, pek de küçümsemeyin."
Sabahattin Kudret Aksal-

Kitabı okuyanlar 151 okur

  • Talha Arslan
  • Muhammed Akıncı
  • özgür özdemir
  • saydam turp
  • Ayşe Yılmaz
  • Buse Karadaş
  • Mahmut Ziya
  • Bahadır Demirbaş
  • Beytullah temizoglu
  • Yeşim

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%20
18-24 Yaş
%46.7
25-34 Yaş
%20
35-44 Yaş
%13.3
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.6
Erkek
%35.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.8 (15)
9
%21.2 (11)
8
%21.2 (11)
7
%15.4 (8)
6
%3.8 (2)
5
%1.9 (1)
4
%3.8 (2)
3
%0
2
%0
1
%3.8 (2)