Dünyada Sorbonne'daki tartışmalardan, Homeros'un mısralarından başka şeyler olduğunu, insanın sevgiye ihtiyaç duyduğunu, şefkatsiz ve aşksız bir yaşamın boş, yaygaracı ve yürek parçalayıcı bir çark düzeni olduğunu fark etti..
Her şeyden şüphe duyup gördükleriyle hissettikleri arasında gidip gelirken kendi kendine yanıtını bulamadığı şu soruyu sorup duruyordu: “Bu bensem, olup bitenler gerçek mi? Bunlar gerçekse, bu ben miyim?
Halkın toplumdaki yeri, hele Ortaçag'da, bir çocuğun ailedeki yerine benzer. Halk da çocuk kadar cahil, kafaca ve zekaca onun kadar gelişmemiş haldedir. Halk da tıpkı çocuk gibi merhamet nedir, bilmez...