Farklı kültürlerde, çok farklı mahallelerde yetişmiş iki genç Ayten ve Akın. Hayat onları bir noktada birleştirdi. İki farklı dünyanın insanıydı onlar. Akın kendine bile itiraf edemezken, duygularını kabullenemezken içi yangın yeriydi. 1980 de bir mahallede, geçmişinden kaçan Akın, başka dünyalardan haberi olmayan, o mahalle hayatından başka hayatlar bilmeyen, sıkıntılı bir aile hayatı yaşayan Ayten. Arkadaşlıklar, komşuluklar, mahalle halleri. Bir diğer yanda zengin hayatlar, yalılar, aile sırları, sosyetede isim yapmış insanlar. Hayat iki tarafı da çok zor yollardan geçirmiş ve bir mahallede karşılaştırmış. Çok güzeldi ama bazı şeyler biraz mantık dışı yazılmış
!!!SPOİLER!!
İlk kitapta Bebeği beş gün önce doğan bir kadın tek başına arabaya binip nasıl ve neden bi yere gidiyormuş, daha yeni doğum yapmış sonuçta bunu açıklamadılar
Akının annesi İtalyandı ama adı semiramis nasıl olmuş bunu burada değil devam kitabının sonuna doğru öğrendim ama kitap boyu ne alaka bu isim dedim.
İlk Kitap bitti ama Ayten hiç neşeyi arayıp evdeki durumları sormadı o kadar olayın içinde onu bekledim ama
Devam Kitabında Neşe eve gelince ailesine dair bir şeyler öğrendi, bunu kendisi Neşeyi arayıp öğrenmeliydi çünkü olaylar çok ciddi seviyedeydi
Köyünde kendi hallerinde yaşamaya çalışan insanlar, Irazca ve oğlu kara Bayramla eşi ve çocukları.Kıt kanaat geçinen,bir göz odada hep birlikte yaşayan insanlar.Evlerinin tam önüne gelip ev yapmaya kalkan aşağı köyden Haceli gelene kadar her şey normaldi. Haceli tam Irazcanın evinin önüne ev yapmaya başlayınca huzur bozuldu. Haceli de biraz varlıklı olunca muhtar da ondan yana oldu. Okurken çok sinirlendim olaylara.Irazca ananın hak arama mücadelesi, arkalarında kimselerin olmaması ve onların haklarının yok sayılması. Irazcanın evinin önüne yapılan eve kendi çabaları ile engel olması, herkesin onların karşısında durması okurken üzdü. Kim ister onca boş yer varken tam evinin önüne ev yapılsın? Büyük bir mücadele örneği verdi Irazca ana,başlarına neler geldi,oğluna,gelinine neler ettiler de davasından vazgeçmedi. Haksızlık hep kimsesize mi oluyor. Neden haksızlık yapana sırf varlıklı diye göz yumuluyor? Okumak oldukça üzücüydü