Ebrar çevik

Ebrar çevik
@Ebrarcvk
Instagram @renkli_dunyam_ebrar
10/10
·416 syf.··
2026 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 09:26
Şefika hanım, İsmail Gaspralı’nın kızı.İsmail beyin Kırım’da başlayıp tüm Rusya’ya yayılan “Türk Eğitim Reformu”nun ne zor süreçlerden geçilerek başarıya ulaşma yolunda çekilen zorlukların, Şefika hanım’ın da bir çok yerde önemli yerlere gelmesinin,eğitimci ve hatta milletvekili olmasının,yaşanan sürgünlerin,dayısı Yusuf Akçura’nın Türkçülük üzerindeki emeklerinin,Kırım Tatarlarının çektiği zorlukların iki hikaye üzerinden anlatıldığı bu kitabı çok severek okudum. İlk hikayemiz Bilge üzerinden.Bilge kendi iş yoğunluğuna o kadar dalmış ki hayatın akışını,eşi Haldun’u ve kızlarını ve hatta annesini ve abisini biraz geri planda bırakmış.Bir gün annesi yoğun bakıma alındığında kendisi için de zor süreçlerden geçiyordu. Annesinin yanına geldiğinde bir şekilde annesinin ona bıraktığı bir mektupla annesine ait tamamlanamamış bir çalışmayı buldu. Annesinin doktora tezi olan İsmail Gaspralı bey ile ilgili olarak kızı Şefika hanıma ulaşıp ondan bir kaç günde bir buluşma randevusu alıp o günleri hem babasının çabalarını hem Şefika hanımın emeklerini hem de Kırım tatarlarının yaşadığı zorlu günleri,Rusya’nın da o dönemki siyasi süreçlerini ele aldıkları notlarını Münevver hanım kızının tamamlamasını istemiş. Bunun üzerine defterdeki notlarla, annesinin tezi ile Bilge’nin hayatında başka bir sayfa açılıyor. Hastane odasında annesinin başını beklerken o defterdekileri okuyarak annesine dair bilmediği geçmişi de öğreniyor. Kendi hayatını da sorguluyor. Çok güzel bir kitaptı. Anlatımı sade ve anlaşılır. Ben İsmail Gaspralı hakkında bilgi sahibi olduğum için sanırım daha çok sevmiş olabilirim.
ŞefikaSerra Menekay · Galeati Yayıncılık · 201768 okunma
Reklam

Ebrar çevik

, bir kitap okudu
10/10
·416 syf.··
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 09:26
·
2026 14. kitabı
Serra Menekay
8.9/10 · 68 okunma
…Böyle bakınca nasıl da basit bir operasyon gibi görünüyor değil mi bir toplumu çökertmek? Eğitimi çökerteceksin ki aklı başında insan yetişmesin. Söz sahibi kimseleri yemleyerek ele geçireceksin ki kendi çıkarlarıyla beraber senin çıkarlarını savunsunlar. Dini kullanacaksın, din adamlarını ele geçireceksin ki manevi güç senin elinde olsun. Etnik ayrımcılık tohumları ekeceksin ki başını kaldırmaya çalışanlar sana saldıracaklarına birbirlerini yesinler. Tarımı, ticareti ve dolayısıyla ekonomiyi bitireceksin ki insanlar yiyecek ekmek derdine düşsünler. Yani Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki en alt seviyeye insinler. Var olmak için çabalasınlar artık. Iletişim veya gelişme mümkün olmasın. Bu kadar basit aslında.
Sayfa 88·Kitabı okudu
_Kırım'daki İslami okullar sizin de biliyor olduğunuz gibi mektepler ve medreselerdi. Osmanlıdaki gibi. İlhak zamanında Kırım'da 25 medrese mevcuttu. Mektepler ise genellikle camilerin içinde olurdu. Mektepler ve medreseler daha önce de dediğim gibi vakıf gelirleri ve bağışlarla ayakta dururdu. Tahsil ücretsizdi ama talebelerin ailelerinden yardım istenirdi. Mektepte Kur'an-ı Kerim ve İslam'ın esasları hakkında temel bilgiler öğretilirdi. Takip edilen bir müfredat yoktu. Talebeler evde Kırım Tatarcası yani Türkçe öğrenip mektebe geliyorlardı, oysaki mektepteki yazılı tüm neşriyat Arapça idi. Bu nedenle talebeler çoğu zaman okuma yazma bile öğrenemeden, sadece ezber yaparak dört ila altı yıl sonra mektepten çıkarlardı. Bir imtihan yoktu, okunması ve ezberlenmesi gerekenler bittiğinde mektep biterdi. Halk çocuklarını mekteplere iyi bir eğitim alsın, okusun, meslek sahibi olsun diye değil sadece Kur'an okumayı öğrensin diye yolluyordu. Medreselere gelince; mevcutlar, Kırım Hanlığı zamanındaki medreselerin çürümüş artıkları gibiydiler. Kendilerine hayırları yok idi. Eskiden okutulan tarih, aritmetik ve astroloji dersleri artık yoktu.
Sayfa 87·Kitabı okudu
8/10
·408 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 00:00
“Giderek artan merakıma bir de hafif bir gerginlik hissi ekleniyor; çocukluğumdan beri benim için tehlikeli bir ikili olmuştur bu. Kilitli bir dolap, gizli bir kapı, saklı bir oda. Artık içeride ne olduğunu görmem şart. Belki burada para ya da mücevher, bir deste altın sikke ya da özel bir bankadaki kasa için bir anahtar gibi bir şeyler gizlenmiştir. Bunların hepsi de fazlasıyla işime yarardı doğrusu.” Kitabımızın 18. Sayfasındaki bu alıntı ile anlatayım.Yeni bir ev satın alan Adam ve Jess için üç çocukları ile yaşayacakları bu ev onlar için tam bir rüya evdi ancak eve taşındıkları ilk gün Adam’ın yatak odasındaki çok gizli bir şekilde olan bölmeyi fark etmesi ve o bölmedeki şifonyerin içindekilere ulaşması ile başlarına çeşitli olaylar geliyor ve 11 gün boyunca akılalmaz şeyler yaşıyorlar, kitabın her bir sayfası baştan itibaren çok heyecanlı gitti, çekmeceler içerisinde garip eşyalarda kime ait olduğu anlaşılmayan detaylar vardı, ve bu eşyaların peşine düşen insanlar vardı, bu eşyalar yüzünden başlarına çok şey geldi okurken her bir sayfa çok heyecanlıydı. Yıllar önce kaybolmuş olan insanlara dair bu eşyalar ve kayıp cesetlerin nerede olduğunun bilinmemesi. Başta eski ev sahibine ait anılar sanıldı ama eski ev sahibine ulaşma çabaları sonrasında bu  çekmeceden çıkanların olayları bambaşka bir yere götürmesi ile yıllar önceki kayıp vakalarının eşleşmesinin önü açıldı. Çok merakla okudum ama o son beni çok tatmin etmedi
Rüya EvT. M. Logan · The Kitap Yayınları · 2025165 okunma
Reklam