Benim için biraz uzun soluklu okuma oldu, kitapta uzun cümleler var,nokta ve virgül dışında noktalama işaretleri yok. Her sayfa ayrı bir olay ve olaylar artarak devam ediyor.Bir anda aracıyla evine giden bir adamın ışıklarda kör olması ile başlıyor hikaye.Aynı anda bir göz doktorunun muayenehanesinde de çeşitli göz sıkıntıları ile orada bulunan insanlar var. Kitapta kimsenin ismi yok.Körlüğe yakalanan ilk kişi Birinci kör olarak geçiyor,Birinci körün karısı,şaşı çocuk, doktor, doktorun karısı,koyu renk gözlüklü kadın gibi herkes bir sıfatla anılıyor. İlk kör olanın karısı onu doktorun muayenehanesine götürdüğünde diğer kişilerle tanışıyorlar. Doktor hiçbir sebep olmadığını ve gözlerinin çok iyi olduğunu söylüyor ama kör adam ben gözlük bile kullanmıyorum madem her şey normal neden kör oldum diyor. Bu sebepsiz körlüğü arkadaşına da soruyor, akşam evinde kitaplarından araştırma yapıyor ama bir anda kendisi de kör oluyor. Böylece sırayla herkesin bir anda kör olmaya başlaması ile körlerle temas halinde olanların kör olduğu için,körleri karantinaya alıp onları kimseyle temas etmemeleri için devlet topluyor ama doktorun karısı da kör oldum bahanesiyle kocasıyla bir karantinaya alınıyor.Orada işler çok karmaşık,kısa süre sonra muayenehanedekiler de kör olmuş ve aynı yere getirilmiş. Bu körlük beyaz illet olarak anılıyor ve karantinada geçen her şey çok karmaşık bir hal alıyor. Doktorun karısı herkese bi şekilde yardımcı olurken kimsenin onun gördüğünü anlamaması gerekiyor. Karantina günlerinde yaşananlar korkunçtu.Okuması biraz yorucu oldu çünkü cümleler çok uzun, olaylar hiç dinmiyordu. Kitabın sonunda bir anda gelen ve tüm ülkeyi kör edip sadece doktorun karısının neden kör olmadığını açıklayan durum vardı. Sonra bir anda yaşanan bir şeyle tüm körlere bi şey oldu. Ama son
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
Bu kitap bana hitap etmedi.Anlatım tarzında bilinç akış zaten sevmiyorum bu kitabın ilerleyişi de öyle olunca, konu bütünlüğü kaybolunca ben keyif almıyorum. Melih beyin banka genel müdürlüğünden emekli olması ile başlayan konu içsel düşüncelerine ve sonra çocukluk günlerine, isminin Moşe olmasına ve nasıl Melih ismini aldığına dönüyor. Hatıralarına,eski komşularına derken düzensiz bir ilerleme var. Üst anlatıcı ile yazar diye tanımlanan birinin Melih bey ve bir sonraki bölümde Sezai bey ile karşılaşması ile onunla geçirdiği vapur seyahati ile Ada’daki sohbetleriyle Nilay’ın hayatına bağlanıyor.Ben kitaplarda e$cinsel unsurlardan hoşlanmıyorum burda çok minik de olsa geçiyor. Konular zaten bana hitap etmedi.Anlatımın bilinç akış olması da zorladı.