Her sokak köşesinde gözüne bir şey çarpıyor. Bir yerde sapasağlam kalmış mavi bir kapı var. Başka bir yerde bükülmüş bir sokak lambası. Biraz ileride artık var olmayan bir duvarın kalan parçasına yaslanmış, sahipsiz bir bisiklet... Her şey orada, saçma bir mantığın içinde dönmüş, kayda girmiş gibi her unsur işlevini, faydasını, varlık nedenini yitirmiş…
Burada, denildiğine göre, zaman başka hiçbir yerde olmadığı kadar tuhaf akıyor. Ya hızla ileri sarıyor ya da bitmek bilmeyen bir bekleyişin içinde yapışıp uzuyor. Sonra ansızın kayıp gidiyor…
Hayatta kalmanın tek kaygı olması gereken bir dünyada okumaya devam etmek, mutlak bir bağımsızlık ilanıdır. Her şey işgal altındayken zihnin özgür kalabildiğiini ilanıdır.