Çocuklarımız da bizim değil...
Neyi sevip neyi sevmeyeceklerini kontrol edemeyiz. Neye inanıp neye inanmayacaklarini kontrol edemeyiz. Hangi okula gideceklerine karar versek bile, hangi konuda başarılı olacaklarının kontrolü bizim elimizde değil. Ne yiyip ne içeceklerine karar versek bile, sağlıklarının kontrolü bizde değil...
Bu yüzden, yapabileceğimiz tek şey elimizden gelenin en iyisini yapmak... Gerisi tam bir teslimiyet... Hayatın karşımıza çıkardığı değişimlere direnmek yerine, geleni kabul etmeli, olanın hayrına teslim olmalı, akışa uymalı, geleni karşılayabilmeliyiz. .
Hayat direnç değil uyum ve denge ister. Alışkanlık, değişim ve gelişme büyük bir yaşam ustalığı gerektirir. Ancak esneyen ağaç, sert rüzgarlarlarin karşısında kırılmaz.
"Aynen" dedi taksinin şoförü. "İnsanların çoğu çöp kamyonu gibidir. İçleri çöp dolu halde dolaşırlar etrafta. Kızgınlık, öfke, hayal kırıklığı, hırs, kin, kavga ve küskünlük biriktiriyorlar içlerinde. Her an kavga halindeler. İçleri savaş alanı gibi... Ancak içleri fazla dolunca biriktirdikleri çöpleri bırakabilecekleri bir yere ihtiyaç duyarlar. Bu bazen ben olurum, bazen siz olursunuz, bazen başkaları... Kişisel olarak algılamayın. Sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin. Onların çöpünü alıp işyerinize, evinize veya başka insanlara dağıtmayın."
Kendinden sakındığın sevgiyi başkalarına hoyratça sunabiliyorsan, kendinden sakındığın saygıyı başkalarına adayabiliyorsan, şu hayatta en çok kendine borçlu kalmışsın demektir.
Suyun doğası bir felsefe anlatır. Mesela dağdan akan suyu düşün. En az direnç gösteren yolu seçer akmak için. Yani önüne bir kaya çıkacak olursa onunla uğraşmaz, kayayla mücadele etmez,etrafından dolaşıp devam eder akmaya. Suyun bu doğasından alınan ilhamla şöyle der sufiler: Seninle uğraşan hiç kimseyle uğraşma, eğer uğraşırsan onunla aynı yerde kalırsın. Etrafından dolaşıp devam et yoluna.
Diyelim ki dağdan akan su önüne çıkan kayanın etrafından dolaşamayacak bir yola denk geldi. O zaman ne yapar, birikip üstünden aşar, yok eğer bu da olmuyorsa sabırla kayayı damla damla delmeye başlar. Kayayı delmeyi başaran suyun kuvveti değildir tabiki, damlaların sürekliliğidir ki buna da sabır derler. "Sabretmek hiçbir şey yapmadan oturmak demek değildir. Sabır dikenin içinde gülü, gecenin içinde gündüzü hayal edebilmektir" der Şems-i Tebrizi. Suyun doğası, imkansızın bile başarılabileceğini, bunun için sabırlı ve istikrarlı olmak gerektiğini öğretir.
Kayayı delen su elbette yine yoluna devam eder. Su hep akar. Bilir ki aktıkça temizlenir. Bazen dere kenarlarında su birikintileri oluşur, akmayan su bulanır, çamurlaşmaya başlar. Üzerinde pislik birikir ve sufiler de bu yüzden der ki "Sen su gibi ak. Her daim yenilen. Her gün yenilen. İki günün aynı olması. Dünü dünde bırak bugün yeni şeyler öğren."
Mesela su değişimden hiç korkmaz. Ama insanlar değişimi sevdiklerini söyleseler de aslında bundan çok korkarlar. Su değişimi ne güzel anlatır. Bazen yağmur olur, bazen kar olur, bazen buz olur, bazen buhar olur. Buhar olduğunda çıkar gökyüzüne yağmur olup iner yine yere.
Ayrıca su uyumludur. Çay bardağına koyduğunda çay bardağının şeklini alır, kovaya koyduğunda kovanın. Sürekli bulunduğu yere uyumlanır ama doğası hiç değişmez. Her yere her şeye uyum sağlar. Unutma ki dünyada her zaman