Bir hayatım daha olsa, korkmadan dokunmak için yaşardım onu. Bir keklik beslerdim ellerimle, varsın uçsun sonunda. Bir çiçek büyütürdüm, varsın solsun sonunda. Bir omuz işitirdim, varsın gitsin sonunda. Dokunurdum. Ben eriyene dek, o eriyene dek, biz hiçleşip karışıncaya dek bu derin boşluğa, dokunurdum. Ama yok bir hayatım daha. Bir hayat daha yok. Yok.
“Genç bir kız oturuyor orada. Adı Handan. Bütün sözcüklerden emekliye ayrılmış. Anlatmaya en az yarayanın kelimeler olduğunu anladığından beri daha az konuşuyor. Söylediklerini dinlemeyenler, sessizliğinden mana çıkarmaya çalışmıyor. O da susuyor…”
Bir dalga uzanıp yamacımıza geldi. Geri çekilmedik. Islanmadık da. İnsan en çok kaçmayınca yakalanmıyor ve bazen kaçmak yakalanmaktan çok daha küçük düşürücü.