Cibril karşısındaydı Yuzarsif’in. Kuyuda, kuytuda, söylenecek ne varsa suskunluğundan bilirken ağzını tutarak, haykırmadan, ağlamadan, incitmeden, incinmeden, gördüğü rüyaya sığınarak bekliyordu. Kaç ihanet sığıyordu o kuyuya? Kaç damla gözyaşıyla kuyuyu doldurup çıkabilecekti köle pazarlarına? Kaç altın ederdi güzelliği? Sözlerine hangi hassas tartı şahitlik edebilirdi? Kardeşlerim dediği sözde kaç kişiydi? Kuyuya sustuğu vakitler Züleyha’nın beklediği zamanlardan düşürülmüş müydü? Sütunlarla dolu saraylar o kanlı gömleğini satın almaya yeter miydi? Bazı rüyalar elbette gerçek olacaktı. Üzülen elbette mutlu olacaktı…