Ebubekir Dilsiz

Ebubekir Dilsiz
@EbubekirDilsiz
Sanat tıpkı sanayi gibi insanın yaratıcılık yeteneğinin tabiattaki tezahüründen ibarettir. Sanayi, insanı tabiatta var olana ulaş tırmak için yine insanın yaratıcılığından ibaret tir. Oysa sanat, insanın ihtiyaç duyduğu, ama tabiatta bulunmayan şeylerden yararlanmak için insanın yaratıcılığından ibarettir. Şu halde sanat, insanın yaptığı sanayi ötesi bir iş türüdür. İnsan sanatla, tabiatı istediği, ama tabiatta bulunmayan şeye dayanarak süslemek için ilgilenir ve tabiatta aradığı eksikliği, ruhunun ve ihtiyacının gelişim süreci boyunca tabiatta sezdiği noksanlığı sanatsal yaratıcılık ile telafi etmeye çalışır.
Sayfa 27 - Fecr Yayınları·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan, çevresinde bulunan şey onun için yeterli olduğu sürece, doğanın günlük olarak kendisinin eline verdiği imkanların arayışı içinde doğal bir hayvandır/canlıdır. Buradan itibaren onun menzili, gelişim sürecinde kendisinden önceki hayvan menzilinden ayrılıyor ve doğal ihtiyaçlarının tersine, ihtiyaç duyup da doğada bulamadığı şeylerin kendisini uğraş, çaba ve harekete yönelttiğini gördüğü bir aşamaya varıyor. Yani bu insanın, tabiat imkanları bütününden daha fazla olacak miktarda geliştiğini; ihtiyaç hissinin, maddi tabiatın güçleri bütününden ve yaratıcılığından daha fazla gelişme ve genişleme kaydettiğini gösterir. Bu noktadadır ki Heidegger'in ifadesiyle insan “yalnızlığa” varır. İnsan, kendi türünün maddi tabiat türünden olmadığını hissettiği, buralı olmadığını anladığı; onun fıtri yapısının türünün diğer hayvanlardan farklı olduğunu fark ettiği; tabiatta bulunmayan ideallerin onu kendi tarafına çektiğini gördüğü zaman yalnızlığa erer. İnsanın bu noktada yaptığı işlerden biri, yaratma girişimidir.
Sayfa 26 - Fecr Yayınları·Kitabı okudu
Üçüncü olarak, insan yaratan bir varlıktır. Yaratma, en küçük şekilden en büyük sanayiye ve sanat eserine kadar, insan fıtratındaki yaratıcılık gücünün tecelli ve tezahür etmesidir. Sadece insan,meydana getirir, yapar, inşa eder. Bu nedenle bazı tanımlamalar, “ insan alet yapan bir hayvandır” şeklinde gelmiştir. Fakat insan, sadece alet değil, aletten daha çoğunu yapan bir varlıktır.
Fecr Yayınları·Kitabı okudu
İnsan, bilinçli bir varlıktır. Şu anlamda ki bütün doğada yalnız insan, bilinç ve öz benliği Erişen bir varlıktır. Bilincin veya kendini bilmenin tanımı şudur: Kendi nitelik ve yaratılışını, evrenin yapısının nitelik ve yaratılışını, kendisinin evren ile ilişkisinin nitelik ve tabiatını algılama. Beşer bu üç temel ve ilkeyle ilgili bilgi sahibi olduğu ölçüde insan olabilir. İkinci olarak insan seçen varlıktır. Yani insan doğada ve doğaya karşı, üzerinde egemen olan düzene karşı, hatta bedeni ve ruhi ihtiyaç ve zorunluluklarına, doğal ihtiyaçlarına, güdüsel çabalara karşı başkaldırabilen ve ne doğanın onu zorladığı ne bedeninin ve fizyolojisinin seçebildiği şeyi seçebilen tek varlıktır. Bu, insan olma sürecinin en üstün aşamasıdır.
Sayfa 24 - Fecr Yayınları·Kitabı okudu
Ana ve baba, çocuklarını evden uzaklaştırdıklarında, bu, o çocukların kendi hayatlarının sorumluluğunu kendilerine havale etmiş olmalarının alametidir. Bu tam da Sartre'ın “délaissement" adıyla (egzistansiyalizmin özü) ortaya koyduğu sözün tercümesidir; yani insan “kendine bırakılmıştır”. Yani tabiatta kendi hayatının sorumluluğu kendisine aittir. Bütün hayvanların ve diğer canlıların tersine insan için durum budur; Hayvanlara içgüdüsel tabiat hükmeder. Kendi yaşamlarını asla kendileri seçemezler. Kendini bilme noktasına erişen, özünün bilincine varan, cennete, hatta Tanrı'nın iradesine başkaldıran insan, evrende yaratılmış yeni bir varlıktır.
Sayfa 23 - Fecr Yayınları·Kitabı okudu