Çocukken kitap kurdu olan beni, kitaplardan ayıran olaylar, insanlar, her neyse… Ve yıllar sonra yeniden büyük bir açlıkla kitaplara sarılışım; şükür kavuşturana !
İstediğiniz gibi anayasalar yapın, istediğiniz kadar seçim hakkı verin en liberalinden yasalar çıkarın, sosyalizmin ve komünizmin mucizeler yaratacak gücüne istediğiniz kadar inanın; yüzbinlerce çocuğumuz hayata küçük, değersiz insanlar olarak atılacaksa… Nasıl bir parlamentomuz olursa olsun, gene yoksul, gene kötü bir hayatımız olacaktır.
Hayatta can sıkıcı düzensizliğin en önemli nedenlerinden biri herkesin hayatta düzenine girmek istemesi, hiç kimsenin hayatı düzene sokmak istememesidir. Herkes hayattan bir şeyler almak istiyor hiç kimse hayata bir şey vermeyi düşünmüyor. Benciller, soyguncular, sömürücüler olarak adım atıyorlar hayata. Hayatın anlamına sömürüde görüyorlar.
Şöyle diyorlar çocuklara: “ Yalan söyleme, aldatma! İyi şeyler değildir bunlar, kötüdür, günahtır! Tanrı sevmez öylelerini, cezalandırır!” Oysa kendileri yalan da söylerler, aldatırlar da… çocuklar hemen farkederler bu durumu. Önce şaşırırlar. Yürekten inandıkları anne-babalarının kötü, iğrenç, çirkin, günah olduklarını söyledikleri şeyleri yaptıklarını akılları almaz. Sonra anne-babalarının öyle söyleyip başka türlü yaptıklarını anlamaya başlarlar. O zaman anne babalarına saygılarını yitirirler. Şu iyidir şu kötüdür dediklerinde dinlemezler onları. Onların iyi ve kötü üzerine söylediklerini sıkıcı, gereksiz bulurlar.