İnsan toplumları başka türlü yönetilemez delikanlı. Baksana, siz milyonlarcasınız, bense hedefinizdeki tek kişi. Korkutmazsam nasıl durdurabilirim bu kitleyi? Nasıl dizginlerim, nasıl yönlendiririm bu denli büyük bir gücü?
‘Demek korku sizin yönetim şekliniz,’ dedi Selim, yutkundu. ‘Bunun için de durmadan öldürüyorsunuz.’
‘Evet,’ dedi diktatör başını yavaşça sallayarak. ‘Aynen Tanrı korkusu gibi. Ölüm olmasa, Tanrı’yı kim takardı ki? Ama şunu unutma, herkes korkar. Ama en çok kim korkar biliyor musun?
Selim’in nefesi kesildi. Merakla sordu: ‘Kim?’
Diktatörün yüzünde yeniden o zehirli tebessüm belirdi. ‘En tepedeki yalnız adam. En çok o korkar.’
Ruh halindeki bu değişiklikler beni gücendirmiyordu çünkü bu değişimin benimle hiçbir ilgisi olmadığını biliyordum; duygularındaki gelgitler benimle hiç bağlantısı olmayan sebeplere dayanıyordu.
… ve şu kesindi ki çok hayalim vardı ve hepsi parlıyordu; kalbimi bir yandan sıkıntıyla şişiren, diğer yandan hayatla genişleten coşkulu çarpıntının onu aynı zamanda yükseklere taşımasına da imkan veriyorlardı. Hepsinden iyisi, iç kulağımı sonu hiç gelmeyen bir masala veriyordum; bu, hayal gücümün yarattığı ve hiç durmadan anlattığı bir masaldı; gerçek hayatımda başımdan geçmesini istediğim ama yaşamadığım bütün olayların, hayatların, ateşin ve duyguların hızlandırdığı bir masal.
Artık gerçek dünyanın geniş ve değişik umutlarla korkulardan, duygularla heyecanlardan oluşan bir alan olduğunu ve tehlikelerinin arasında hayatın gerçek bilgisini aramak için ilerleme cesaretini gösterebilenleri beklediğini hatırlamıştım.