Kafasını biraz olsun çalıştırmak zahmetine katlanmayıp da omuz silkenler, aslında büyük bir suç işliyor. Ve sen Aksiyotis, sen daha da suçlusun. Sanıyor musun ki tarihi yazanlar hükümet adamlarıyla generallerdir! Gözlerini yumar, kulaklarını tıkarsan onların uçuruma doğru ittikleri bir tekerlek olur çıkarsın. Ama sen böyle bir alet değilsin ki Manoli, halksın sen, halk! Ve olayları değiştirebilmek için anlamak zorundasın.
Fikir iyi olsa da işleyiş oldukça rahatsız edici. Edebi dili Kazancakis gibi verecek bir yazar bulamazsınız belki ama ana fikri verecek pek çok karakter bulursunuz, hem de mizojinist olmayanlarından.
“Ben vatan için öyle şeyler yaptım ki patron, tüylerin ürperir. Adam kestim, çaldım, köyler yaktım, kadınların ırzına geçtim, evler yağma ettim. Neden? Çünkü bunlar Bulgarmış ya da bilmem neymiş. Şimdi kendime sık sık şöyle diyorum, hay kahrolasıca pis herif, hay yok olası aptal. Yani akıllandım. Artık insanlara bakıp şöyle demekteyim; bu iyi adamdır, şu kötü. İster Bulgar olsun ister Rum isterse Türk. Hepsi bir benim için. Şimdi iyi mi kötü mü yalnız ona bakıyorum.”
Bu paragraf kitabın özeti gibi; sinirle, öfkeyle okurken hak verdiğiniz bir noktaya geçiyor. Zorba karakterinin alenen kadın düşmanlığı, kadını ikinci sınıf ve çokça kendisi de söylediği gibi “zayıf” bulması, yalnızca cinselliği ve tutkularıyla var olmasını savunması o kadar rahatsız edici ki bu bu karakterden nasihat almak anlamsız geliyor.
Entellektüel patron karakterinin okumuşluğuna karşın cahil olarak tanımlanabilecek Zorba karakterinin hayata karşı tutkuyla bağlı olması, düzene karşı yenilikle, anı yaşayarak yaklaşması evet ilham verici denebilir. Kitaptaki Dionysos - Apollon göndermeleri ve pek çok alıntı da gayet yerinde. Ancak romanın neredeyse yarısı karakterin kadınlar hakkındaki düşüncelerinden oluşuyor. Kadını zayıflığıyla anlatan karakterin ağzından çıkan her doğru olsa ne olur.
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,5bin okunma