Bakış açısıyla manzaranın güzelliğine güzellik katma gibi bir becerisi olduğundan başımızı nereye çevirsek yer ile göğün buluştuğu yere bakıyormuş gibi hissederdik.
Doğanın insan ırkına ait olup da kendisini hak ettiği gibi takdir eden bir sakini bulunmuyor.
Kuşların tüyleri, ötüşleri bile çiçeklerle uyuşuyor ancak hangi genç erkek ya da kız doğanın yabani güzelliğine ortak oluyor?
Doğa, onların oturduğu kentler ve kasabalardan uzakta kendi başına yeşerip çiçek açıyor. Cennetten bahsediyor, dünyayı utandırıyoruz.
Dolayısıyla biz, yalnızca kaybolduğumuz ya da başka bir deyişle dünyayı kaybettiğimiz zaman kendimizi bulmaya ve kurduğumuz ilişkilerle bu ilişkilerin ebedi uzantılarından ibaret olduğumuzun farkına varmaya başlarız.