Yılımın ilk kitabı... Yollarımız iyi ki kesişti Charlie GORDON
Okumaya başladığımda ilk sayfalarında Charlie ile tanıştığım için çok mutlu oldum konuştuğu gibi yazması o içtenliği kendimi defalarca ilk sayfada onun o sempatikliği gülerken buldum. Daha sonralarında ise, çoğunlukla okurken zaman zaman duraksayıp boşluğa bakıp gözlerimin dolmasına sebep oldu ve kitabın son sayfasında artık daha fazla kendimi tutamayıp ağlamama sebep oldu. Kurgusunun yanı sıra gerçeklerin daha çok payı oldu tabikide bunda. Uzun bir klasikten sonra konusu ilgimi çektiği için başladığım bu kitap beni derin üzüntüye hapsetti. sonunda çok üzüldüm ve ağladım sanırım bu kadar etkilenmemin sebebi kitap içinde yaşanan anlarda bazen kendimi charlie ile özdeşleştirmemden kaynaklı. ama o sonun bu kadar çarpıcı aktarılacağını hiç beklemediğim ve aslında aynı korkuları taşıdıgımızın farkına varmak da üzdü. "korkuyorum. hayattan, ölümden veya hiçlikten değil, hiç var olamamışım gibi o ışığı harcamış olmaktan korkuyorum“
Konusunda epeyce bahsedilmiş. ben biraz bana hissettirdiklerinden bahsetmek istiyorum. Charlie ile heyecanlanıp, hayal kırıklığına uğrayıp, savruldum resmen. ailesi ile ilgili hisleri, kadınlarla ilişkisi, dostluk bağları o kadar güzel işlenmiş ki. Bu tip kitaplarda, kitabı elimden bıraksamda karakterlerin oralarda bir yerlerde yaşadığını hissederim hep. Bu tarz duygu yüklü ve mesaj odaklı kitapları okumak için güzelce adapte olmak gerekiyor. Fazla duygusal, fazla gerçek ve seneler sonra okunduğunda bile güncelliğini koruyacak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Charlie’nin gelişimine şahit olmak o saf masum duygu dünyasının zekası arttıkça aslında nasıl da diğer insanlar tarafından istismar edilmiş olduğunu görmek üzücü ve düşündürücü. Eskiden onunla dalga geçenlerin Charlie’nin zekası