Bugün size, bittiğinde kapağını yavaşça kapatıp derin bir nefes alma ihtiyacı hissettiren bir kitapla geldim. @bilguloz ‘ün yazdığı “Sivrisinek”. Bazı hikayeler vardır, okurken “keşke sadece bir kurgu olsaydı” dersiniz ama bilirsiniz ki bir yerlerde bir yerlerde bu hayatlar hala yaşanıyor.
Kitabın merkezinde, adı Defne olan ama annesi tarafından sadece bir rahatsızlık kaynağı görüldüğü için “Sivrisinek” diye çağrılan minicik bir kız çocuğu var. Defne’nin dünyası; oyun parkları veya masallarla değil; sevgisizlik, fiziksel şiddet ve ağır bir ihmalle örülmüş. Kendi annesi Melek’in travmalarının kurbanı olan bu çocuğun sessizce küçülüşünü okumak, insanda tarif edilemez bir yumru oluşturuyor. Yazar Bilgül Öz, süslü cümlelerin arkasına saklanmadan, gerçeği en çıplak ve en sarsıcı haliyle yüzümüze çarpıyor. Melek’in bir anne olamayışındaki yıkıcılık ile Dede Saim’in geçmiş hatalarını Defne’yi kurtararak telafi etme çabası arasındaki o ince çizgi, insan ruhunun ne kadar karmaşık olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
“İnsan en çok sevilmediği evde küçülür,” cümlesinin her sayfasında yankılandığı bu eser, sadece bir dram romanı değil; toplumsal olarak kafamızı çevirdiğimiz o karanlık köşelere tutulmuş bir fener aslında. Eğer gerçekçi, psikolojik derinliği olan ve okuru sarsan hikayeleri seviyorsanız, Defne’nin o sessiz çığlığına mutlaka kulak vermelisiniz. Bittiğinde belki kalbiniz biraz kırılacak ama empati duygunuzun ne kadar derinleştiğini hissedeceksiniz. İyilikle, merhametle ve kitapla kalın.
SivrisinekBilgül Öz · Edebiyatist Yayınevi · 202517 okunma