Evet, öldüreceğim. Çoktan başladım bile. Öldürmek derken öyle, Buck Jones’un tabancasını alıp dan diye öldürmeyi kastetmiyorum; öyle değil. Kastettiğim, onu kalbimde öldürmek, iyiliğini istemekten vazgeçmek. Derken, bir gün ölüp gidecek
Acı çekmek ne demekmiş, asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek, bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.”