Eğer Van Gogh bıkmadan, usanmadan, bir çift eski postalın, bir hasır sandalyenin, yoksul bir yatak adasının, patates toplayan, patates yiyen yoksul köylülerin resimlerini yaptıysa ve bu resimler acındırıcı, duygulandırıcı resimler değil de; renkleriyle, istifleriyle, biçimleriyle bu çaresizliği, yoksulluğu, yalnızlığı ve atılmışlığı, öykülemeden, yepyeni bir resim diliyle gerçekleştirdiyse, konformist (tutucu) ahlak ve sanat beğenisi onu dışlayacaktır.
Sayfa 19 - Sel Yayıncılık