E.C

E.C
@Ecthelion1
74 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Eğer Van Gogh bıkmadan, usanmadan, bir çift eski postalın, bir hasır sandalyenin, yoksul bir yatak adasının, patates toplayan, patates yiyen yoksul köylülerin resimlerini yaptıysa ve bu resimler acındırıcı, duygulandırıcı resimler değil de; renkleriyle, istifleriyle, biçimleriyle bu çaresizliği, yoksulluğu, yalnızlığı ve atılmışlığı, öykülemeden, yepyeni bir resim diliyle gerçekleştirdiyse, konformist (tutucu) ahlak ve sanat beğenisi onu dışlayacaktır.
Sayfa 19 - Sel Yayıncılık
1000Kitap
E.C
Evet Van Gogh tam da bunu yaptı. Bıkmadan usanmadan doğaya bir fotoğraf makinesinin objektifinden baktı. O anki ışığı, renkleri yakalıyor, bir çift eski postal, bir hasır sandalye ile kendi duygu ve iç dünyasını yansıtıyordu. Zaten post empresyonizm de tutucu ahlak dediğimiz var olmayan olgu ve sanat beğenisi çok önemli değil. Ki zaten ahlak kavramının sanata empoze edilmesi rönesansla birlikte oldukça azaldı. Yıldızlı gece, buğday tarlası ve kargalardaki renkler neredeyse doğadaki kadar güzel.