Özlemek bir yılandı. Hayal kırıklığı dediğinse bir kanadı kırık güvercin; insanın kaburgaların içinde yaşayan.
Vakti gelince uçurmazsan, salmaz da saklar, büyütürsen, sığmazdı ciğerine. Nice insanlar, büyüttükleri eski kırıklardan ölüp gittiler.
...
Çilekeş ve sitemkâr anılarla beraber
Bir haber bekliyorum ötelerden, bir haber
Yanardağ tohumları yeşeriyor acımdan
Kapısının önünden kul olduğum muamma
Son bir karanfil gibi düşüyor avucumdam.
...
Seninle ey acı, yine seninle
Sergilemek üzere definemizi
Başbaşa gidelim yâr ülkesine
Tezgâhına umut koyduğumuz düş
Yakın mesâfeden vuruyor bizi
...
ANILAR SEHPASINDA
Asla hatırlamak istemiyorum
Şüpheyle yüzüğüm yosunlu denizleri
Şehla batahlığın ihanetini
Uğuldayan güneşe tutunurdum her akşam
Kaviydim geceye rağmen
Ruhum yalnız anılar sehpasında eğildi
Asla hatırlamak istemiyorum
Yükseklik korkusu yaşadığım günleri
Ya da sık sık ellerimi yıkayıp
Kapı kilitlerini kırıp gece yarısı
Pencere önlerine koyduğum resimleri
Duvağını yırtan bir gelin gibi
Kopardı boynunu karşımda sevda
Yürüdüm kafdağının arkasına yeniden
Bir kaknus edâsıyla topladım nehirleri
Kefenimi yanımda taşıdığım gün için
Aldatılan evlerde kımıldayan cin için
Bir edip, yüz bin defa bozduğum yemin için
Ömrümü harcadığım dumanlı mahzenleri
Asla hatırlamak istemiyorum