Bir kadının gittiği, evden belli olur. Kadın giderken düzeni götürür bir kere. Yaşayan ev sarsılır. Ev dediğiniz şey küçük büyük elementlerden oluşur. Kadın olan evde, erkeğin anlamayacağı bir denge vardır elementler arasında. Erkek her birine vakıf olduğunu düşünse bile, onların nasıl bir uyumla işlediğini bilemez. Kadın gidince evin dokusu bozulur, susuz kalmış çiçeğe benzer, solar. Küçük şeylerin izi silinir. Eşyanın dili tutulur, ev sağırlaşır.
Hepimizin çatlakları vardır, korku ve kaygıyı arkasına alan hayat hepimizin kalbinde ve de zihninde küçük çöküntüler, izler bırakmıştır. Bizler de bu deformasyonlarımızın üzerini kırılgan umutlarımızla sıvamaya çalışırız. Savunmasız taraflarımı her zaman elimden geldiğince gizlemeye gayret ederim. Aslında ben pek çok şeyi gizli tutmayı yeğlerim.