"Mezar ihyâ etmek; ne taşladır ne tahta ile ne de keçe iledir. Lekesiz bir gönülde, kendi iç temizlik âleminde, kendine bir mezar kazmak îcâb eder ki onun için Allah'ın yüce varlığı önünde kendi ham nefsinin iddiâ ve benliğini yok etmen gerekir."
Mesnevî'de, bu dünyaya dalanların boş hayal ve hülyâlarla, paha biçilemez ömürlerini nasıl heder ettikleri de şöyle tasvir edilmektedir:
"Dünyaya gönül verenler, tıpkı gölge avlayan avcıya benzerler. Gölge nasıl onların malı olabilir? Nitekim budala bir avcı, kuşun gölgesini kuş zannetti de onu yakalamak istedi. Fakat dalın üzerindeki kuş bile bu ahmağa şaştı kaldı."
Mevlânâ Hazretleri dünyanın gerçek yüzünü şöyle ifade eder:
"Bu dünya hayatı, rüyada define bulmaya benzer. Sabah kalkınca ne define kalır ne de başka bir şey... Daldığı uykudan ölümle uyanmış bulunan insanoğlu da hakikat ile rüyayı birbirinden ayırır, ama nafile... Elde bir şey kalmamıştır..."