Ah onu nasıl birşey zannetmişti . Hâlbuki hep , hep boştu. Şöhret , Hırs , aşk ... Hepsi, hepsi , boştu. Tutacak , hayatta yardım edecek hiç , hiçbir şey yoktu. Yokluktan başka hiçbir şey gerçek, hiçbir şey sonsuz değildi...
"İşte şimdide öldüğümü görüyorsun. Şimdi de inliyorum. Ve sen hâlâ taş gibi, hala kalpsizlik... Bana bir bakışın bir ay elverir! Bunlar hep yalan... Asıl gerçeğin niçin söylememeli? Senin gözlerin söylüyor ki: Artık herşey bitti... Yalan, yalan... Ah hep yalansınız..."
" Bilir misin gelmek için bu saati seçtim? Biliyorum ki yalnız bulmak ihtimali ancak bu vakit vardır. Birşey olacak zannediyorum. Üzüntüm azalır diyordum... Fakat işte... İşte gördüğüm kabul... Ah budala..."
"Yazın çok sıcak, kışın çok soğuk olmasa neler geri kalmayacaktı,değil mi? Şimdi sonbahar, havanın ne suçu var? Fakat kendi kusurlarımızı, haksızlıklarımızı ondan başka neye yüklemeli?"