İvan İlyiç onca insanın yaşadığı şu koca kentte,onca eş dost arasında ve onca aile üyesiyle birlikteyken,ne denizlerin dibinde,ne de toprağın binlerce metre altında bir benzeri daha bulunamayacak korkunç bir yalnızlıkla yüzü divanın arkalığına dönük yatarken, yalnızca geçmişin hayaliyle yaşıyordu.
“Tepeye tırmandığımı zannederken aslında bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum. İnsanların gözünde giderek yükselirken, aynı anda hayat da benden o kadar eksiliyor,ayaklarımın altından çekilip gidiyordu.
Madem öyle,ölmeye hazır ol!
Ne bu şimdi? Ne için bütün bunlar? Olacak şey mi! Böylesine anlamsız ve iğrenç olabilir mi hayat? Hayat bu kadar anlamsız ve iğrençse, o zaman niye ölünüyor; hem de acılar çekerek?..”
Bir yanlışlık vardı bu işte.