Edanur Gündem

Edanur Gündem
@Edagndm
Çocukluğunu ne kadar geride bırakıp bugüne ne kadar yaklaşırsa, sevinçleri de o kadar değersizleşip kuşkulu bir hal alıyordu. Hukuk okulundan başladığı söylenebilirdi bunun. Her şeye karşın iyi,güzel şeyler vardı orada: Neşe,dostluk, umut gibi. Ama sınıflar büyüdükçe iyi anlar azalıyordu.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
…sonra kendini bıraktı ve çocuklar gibi ağlamaya başladı. Umarsızlığına,korkunç yalnızlığına, insanların acımasızlığına,Tanrı’nın acımasızlığına,Tanrı’nın yokluğuna ağlıyordu.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Sabah yada akşam, cuma ya da cumartesi hiç fark etmiyordu,öyle ya da böyle,değişen hiçbir şey yoktu hayatında! Acı bir an bile soluk aldırmadan eziyete devam ediyordu; yaşamın dönmemecesine geçip gittiğini bilmesine karşın yaşama duygusu içinde varlığını hep sürdürüyordu; hayatının tek gerçeğine dönüşen,o korkunç ölüm duygusu ve o malum yalan olduğu gibi duruyordu.Günlerin,haftaların,saatlerin ne hükmü olabilirdi burada?
Sayfa 59·Kitabı okudu
İvan İlyiç’e en acı gelen şeylerden biri de hiç kimsenin ona onun istediği gibi acımamasıydı: İvan İlyiç bazen,özellikle de uzun acı dönemlerinin ardından,bunu itiraf etmek ne kadar utanç verici de olsa, kendisine hasta bir çocuğa acınır gibi acınmasını istiyordu. Tıpkı çocukları okşayıp avutur gibi onu da öpsünler, sevip okşasınlar, başucunda gözyaşı döksünler istiyordu.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Kiesewetter’in Mantık kitabındaki “Gaius insandır, insanlar ölümlüdür, o zaman Gaius da ölümlüdür” şeklindeki tasım örneği ona ömrü boyunca doğru gelmişti, ama hep Gaius bağlamında; kendisiyle hiç ilintili olmadan. Evet Gaius insandı, ama sıradan bir insandı, o bakımdan da bu önerme onun için tümüyle doğruydu; ne var ki İvan İlyiç Gaius değildi, sıradan bir insan da değildi; o her zaman herkesten farklı, özel bir varlık olagelmişti. O Vanya’ydı, çocukluğu, ergenliği ve gençliği anne babasıyla, kardeşleri Mitya ve Volodya’yla, oyuncaklarıyla, arabacıları ve dadısıyla, sonra Katenka’yla ve daha nice sevinçlerle, hüzünlerle geçmişti. Hiç Gaius, Vanya’nın üzeri deri şeritli sevgili topunun kokusunu bilebilir miydi? Gaius hiç annesinin elini Vanya gibi öpebilir miydi? Gaius’un annesinin elbisesinden de, Vanya’nın annesinin ipek elbisesi gibi hışırtılar yükselir miydi? Hukuk okulunda börek yüzünden başkaldıran kimdi, Gaius mu, Vanya mı? Peki Gaius hiç onun kadar âşık olmuş muydu? Hadi Gaius da onun gibi bir duruşma yönetsindi bakalım! Gaius hiç kuşkusuz ölümlüydü, bu yüzden ölmesi son derece doğal, ama benim ölmem, Vanya‘nın, İvan İlyiç’in ölmesi… bütün o duygularım, düşüncelerimle ben bambaşkayım! Benim ölmem olacak şey değil! Tek kelimeyle korkunç bir şey bu!
Sayfa 50·Kitabı okudu