Her duygu durumunda farklı bağlantılar olacağı için nefes alış veriş de değişir. Nefes, duyguların yakıtıdır. Duygular ise duyumsayanı fark etmek için illüzyon ve rüya oluşturur. İmtihanlar, duygunun farkında olana dek sürer. Duygular, “Orada kalalım, duygusal olalım” diye değil, onları aşalım ve onlar aracılığıyla sanata, el-Bedi olan güzelliklere ayine olalım diye verilmiştir. Ateş ile kendini de yakabilirsin, yemek de pişirebilirsin ve hangisini yapacağın senin varlık seviyen belirler. “Başınıza ne geldi ise kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.” (Şura,30)
Kimse senin yerine nefes alamaz, göremez, yemek yiyemez ve kimse senin yerine yaşayamaz. Mürşit, sana gökyüzünü gösterebilir ama yıldızı görecek olan sensin. Allah ile kul arasına kimse giremez. Nasip, senin bilgeliğine, bilgelik ise farkındalıkla biriktirdiğin yoğunluğuna, ihlasına, samimiyetine bağlıdır.
Nefes, güzel kelimeler ve zikirler ile cennetleri yarattığı gibi, günah ve küfür sözler ile de cehennem zakkumlarını aşılıyor. Nefes, tam suretsiz iken kaynağı olan Hakk şuur ile buluşmamızın aracı oluyor.