Eda Samancı

Eda Samancı
@Edasamanci
Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. #70820602 #70670635
Türkçe öğretmeni
Ankara
1999
185 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
9/10
·304 syf.··
2021 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2021 15:11
Düşmanı dışarıda değil kendi içimizde aramalıyız. Savaşmamız gereken en büyük düşman: Tembelliğimiz. Suratımıza kapıları kapatan ve gelişmemize engel olan; kendi içerisinde türlü türlü tatlı bahaneler sunarak bizi her gün daha da karanlık bir odaya hapseden duygularımız maalesef önümüzü görmemizi engelliyor. Jules Payot ile tam da ihtiyacım olan bir zamanda karşılaştım. Yasakların ve pandeminin sürdüğü bu zorlu zaman da çalışmamızı engelleyecek çok fazla tehlikeli uyaranlarla karşılaşıyoruz; gelecek kaygısı, tünelin ucunu görememe, çalışsak da boşa çalışıyormuşuz hissi, eve kapanıp kalma ve üretememe... İradesi zayıf bir kişilik bunların ardına saklanarak kendi gelişimine ket vurabilir; kendini tembelliğin sıcak ve rahat kollarına atarak günlerce hiçbir şey yapmadan zamanın nasıl da hızlı geçtiğini ve hayatın ellerinden kayıp gittiğini düşünür durur. Böyle emin konuşuyorum çünkü ben de böyle bir süreç yaşadım, belki de bu kitabı okumasaydım hala bu korkunç döngünün içerisinde sürükleniyor olacaktım. Gözümü açmama ve kendi içimdeki gücü keşfetmeme yardımcı oldu. Akıllı bir kaptan karşısına çıkan güçlü dalgaları yapacağı bir hamleyle kendi lehine çevirebilir. Aslında her zorluk, her kapana sıkışmışlık hissi bizde yeni yeni ışıklar yakabilir, güçlenmemize yardım edebilir. Önemli olan pes etmeden içimizdeki başarma isteğini uyandırmak ve her gün az da olsa durmadan yola devam etmektir. Yazar, eserinde; bizi zafere ulaştıracak en önemli eylemin her gün tekrarlanan küçük eylemler olduğunu söylüyor. Bir anlık bir istek ile yapılan büyük eylemler geçici olacaktır ve sonrasında hem zihinsel hem de bedensel yorgunluk yaşamamıza sebebiyet verecektir. İstikrarlı ve sistemli bir çalışma ile ulaşılamayacak hiçbir zafer yoktur. ' Zaman onu nasıl kullanacağını bilenler için hep
İrade TerbiyesiJules Payot · Olimpos Yayınları · 202138,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·177 syf.··
2021 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2021 19:18
Ne desem nerden başlasam bilemedim ama arkadaşlar gerçekten çok güzel bir kitap. Daha ilk sayfalarında kendime kızdım; neden bu kadar geç okudum diye. Her cümlesi ayrı bir hüzün, apayrı bir dünya. Werther ile birlikte siz de ordan oraya sürüklenip, onun hislerine ortak oluyorsunuz. Ben onun yerinde olsam ne yapardım acaba? diye sormadan duramıyorsunuz. Şunu da söylemeliyim ki, mutlaka her kadın Lotte gibi sevilmek ister...
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Alfa Yayınları · 2021150,2bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2020 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2020 22:52
Babası Türk, annesi Ermeni, sevgilisi Yahudi, yoldaşları Fransız... 'İSYAN'... Kendi tabiriyle onun hikayesi doğumundan çok önce başlamıştı, haksız da sayılmazdı. Hikayeye geçmeden önce bu değerli romanla ilgili kısacık genel bilgi vermek istiyorum. Tarihle harmanlanmış, anlatımı gayet açık ve sürükleyici, öğretici ve meraklandırıcı, olaylar iç içe verilmiş, geçiş söz konusu; tıpkı Semerkant gibi fakat onun kadar derin bir hikayeye sahip olduğunu söyleyemem. Ondan hemen sonra okuduğum için galiba çok büyük beklentilere girmiştim. Karşılamadı mı, eh biraz... Sebebi de şu ki yazar bu romanında hikayeyi okuyucuya yaşatamıyor. ... Devrimci bir babanın ortanca çocuğu olan İsyan, onun tarafından hep, ilerde büyük bir devrimci olacakmış gibi yetiştirildi. Babası kendi fikirlerini gün gün her fırsatta dayattı çocuğuna. O ise bu dayatmalardan ne kadar kaçarsa kaçsın bir gün tam ortasına düşecekti. Onun hayali babaannesinin rahatsızlığından dolayı nörolog olmaktı. Kahramanları Freud, Charcot, Pavlov'du, tek arzusu okumak, doktor olmaktı fakat hayat ona son sözü ben söylerim diyecek, küçüklüğünden beri farkında olmadan içinde büyüttüğü devrimci ruhu doktor olmak için gittiği Fransa' da gün yüzüne çıkacaktı. Okulunu hiç bitiremeyecek, yabancı olduğu bir yerin özgürlüğü için mücadele edecekti ( ona göre yabancılık tıpkı kadın yerine erkek olmak veyahut on ya da altmış yerine yirmi yaşında olmak gibi gayet normaldi ve zaten her yerde biraz da olsa yabancı değil miydi), savaşmasa da örgütleyecek, sokaklarda özgürlükçü ruhlara gizli çağrılar yapacak, şehrine döndüğünde kahraman ilan edilecek, son durağı ise Konak ( tımarhane ) olacaktı. Buradan kurtuluşu ise kendinden çok uzaklarda olan kızı sayesinde olacaktı... Savaşlar olmuş, şehirler yakılmış yıkılmış, hayatlar kaybedilmiş...
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2020 14. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2020 12:31
- Ben bu kitaptan sonra kesinlikle aynı ben değilim. Hakkında bir sürü yorum, inceleme yapılmış ben yapmasam ne değişecek hatta yapmayacaktım fakat dedim ki Eda kendin için bu kadar mühim olan bir kitabı nasıl es geçeceksin. Camus'un okuduğum ilk kitabı oldu zaten en çok ses getiren eseri de bu imiş. Yapılan incelemelerin çoğunu okudum, kimisi ırkçılıktan dem vurmuş, kimisi din, kimisi aşk vs. vs. Hepsi doğru noktalar, kitap hakkında konuşulması gereken meseleler. Ama şu da var ki Meursault yaşasaydı kendisi için bu kadar yorum yapılmasını yine aynı umursamazlıkla karşılar, gereksiz olduğunu düşünürdü değil mi? :) Camus'un dönemine bakışı nasıldı bilmiyorum, belki diğer eserlerini okuduğumda anlayabilirim ama o dönemdeki Fransa sömürüsünün ağır tehdidi altında olan Cezayir de yaşamak elbette kaleme de yansır hatta o dönemde böylesine dış dünyayla kendisini soyutlamış bi karakter oluşturmak .. bi mecburiyetti belki de yoksa diğer türlü o olaylara katlanmak zordur diye düşünüyoum. !!!spoiler!!! Eser etkileyici bir cümle ile başlıyor ( artık çok meşhur zaten herkes biliyor ), kahramanın kendi idamını, yalnızlığı azalsın diye çok kişi tarafından izlenmesini umut ettiği cümleyle bitiyor. Zaten kitabın en etkili unsurlarından birisi ilk cümle ki okuyucuyu meraklandırsın bir diğeri ise son cümledir ki kapak kapandığında vay be densin ve bi 5 dk öylece düşündürtsün. Kitap tamamen kahramanın ağzından yazılmış ve kahramanımızın adını bile bilemiyoruz. Annesi ölüyor ama o cenaze için gittiği yeri, kişileri ve sütlü kahvesini bir de sigarasını ondan daha çok önemsiyor. Bi an önce evine dönüp uyumak istiyor, karakter adına dikkat ettiğim bir husus da bu oldu ki her fırsatta uyuyor. Bu uyku hali bir kaçış mı yoksa bir hastalık belirtisi mi ( Camus küçük yaşlardan beri hastalıkla
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2020137,4bin okunma
10/10
·264 syf.··
2020 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2020 01:30
Yazarın güçlü tasvir ve analizleri insanı büyülüyor, her bi cümlesinin altında hazineler yatıyor. Derin anlamlar saklı bu cümleleri öyle okuyup geçmemek düşünmek, tartışmak lazım geliyor. Ahmet Cemil ve ailesi, aslında aynı zamanda sıradan bi Türk ailesini de temsil ediyor; hayatın zorluklarına göğüs germeye çalışan, parasızlık ve itibarsızlıkla savaşan, çevresini çıyanlar sarmış iyi ve masum bir aile. Bu aile ki kaybetmeye mahkum... Ah be Ahmet Cemil, ne çok üzdüler seni, sabrını ne çok zorladılar ama yine de kalp kırmadın, iyilikten şaşmadın.. Saf bir kalbi simgeleyen bu karakter hep yanlış seçimlerin, kişilerin ve hayallerin kurbanı oldu.Babasını kaybetti, kardeşini kaybetti, sevdiğini kaybetti, dostunu kaybetti.. Tek bir an bile yüzü gülmedi ama bir dakika bile kalbinde kin ve nefreti barındırmadı. O mai ile başladığı hayallerini siyah ile noktaladı. "Ah! Biçare hırpalanmış, ezilmiş hayat! Mai bir gece ile siyah bir gece arasında geçen şu nasipsiz, talihsiz ömür! Bir elmas yağmuru altında açarak şimdi bir siyah inci yağmuru altında gömülen o emel çiçekleri! " Onun tek hatası hep hülyalar içerisinde yaşamasıydı, hayat onun için yalnızca şiirlerden ve düşlediği olaylardan ibaretti. " Biraz hayatın somut gerçeklerini düşünmüş, bu toprak parçasının üstünde bir şiir bulutuna sarılarak uçmak için çalışmamış olsaydı bugün bu kadar mağlup olmayacaktı." Bu hatası ise onu hayatın acımasız gerçekleri ile yüzleşmesine mani oldu. Başaramadı, üstesinden gelemedi acılarının ve her şeyini kaybettikten sonra artık hayallerinin de bi anlamı olmadığını anladı. Hayatta kalan tek varlığı annesini de yanına alarak terk etti şehri. Sonrasında ne yaptı, acaba mutlu oldu mu? Yeniden sevebildi mi?
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · İş Bankası Kültür Yayınları · 202434,8bin okunma